8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
08 Mart 2012 Perşembe - 1764 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. New Yorklu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan bu süreç 8 Mart, tüm dünya kadınlarının, kutladığı uluslar arası bir güne dönüştü

Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü elbette kutlanacak, ama ne yazık ki bu süreçte Türkiye nin komşu ülkelerinde yaşanan iç kargaşa emperyalist savaşı gölgeliyor. Savaş, herkes için, ama özellikle kadınlar açısından acı demek. 8 Mart’ı da bu çerçevede ve savaşın tüm insanlık için olduğu kadar, kadınlar için de açacağı yaraları hatırlayarak, hatırlatarak kutlayacağız. Savaş olmasın. Kadınlar savaş istemiyor. Savaşta ölecek olan savunmasız çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler olacaktır. Yaşanan bu vahşete dur denilmeli… Hayatın acımasızlığı maalesef kadınlarımızı esir almış durumda buna bir de şiddet eklenince…

Bugün kadınlar ortak ezilmişliğe, sömürüye, eşitsizlik ve ayrımcılığa karşı sesini ve mücadeleyi yükseltiyor; dışlanmayı yaratan, erkek egemenliğini dayatan tüm sistemleri sorgulamaya ve alternatif öneriler sunmaya devam etmektedirler.

Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızı Türkiye açısından ele alırsak nasıl bir manzara ile karşılaşacağımız ise içler acısı…

Kadınlarımız, dünyada en yaygın işlenen suça maruz kalıyorlar: şiddet Türkiye de bu konuda başı çeken ülkelerden. Suçu işleyenler ise neredeyse hiç cezalandırılmıyor, birçok yerde kadına şiddet, meşru görülüyor. Kadınlar, en çok ne sonucu ölüyor diye sorsam size? Cevabınız, muhtemelen “hastalıklar” olur ama öyle değil; kadınlar, en çok erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybediyor. Sadece şiddete maruz kalmıyorlar elbette. Türkiye’de ise Kadınlar Günü, işsizlik, şiddet, eğitimsizlik, boşanmalar vb şeylerle toplumsal bir çöküşü gözler önüne seriyor.

Aile içi şiddete maruz kalan, hatta eşleri, sevgilileri tarafından öldürülen kadınlar azımsanmayacak kadar fazla. İş hayatına katılım, sosyal güvenceye sahip olma açısından da Türk kadını, diğer pek çok ülkedeki kadınlardan geride kalıyor.
Tüm dünyada kadının çalışma gücü, iş hayatına katılımının etkinliği tartışılırken, Türkiye’de hâlâ “aile içi şiddet” kadına damgasını vuruyor. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması”na göre, Türkiye’de kadınların yüzde 41,9’u fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor.

Kadına yönelik şiddetin bildik hüzünlü öyküleri, geleneksel ön kabuller, toplumun ve devletin duyarsızlığı ile büyüyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor.

Dünyada kadına yönelik şiddet, özellikle ekonomik, siyasal ve etnik sorunlarla iç içe geçerek artmaktadır. Nijerya’da, Emine Lava’lın evlilik dışı çocuk sahibi olduğu gerekçesiyle şeriat mahkemesi, Mardin’de Şemsiye Allak’ın ailesi tarafından taşlanarak öldürülmesine karar verilmesi bunun en somut ve güncel örnekleridir.

-Bugün dünya üzerinde yaşayan kadınların yarısı eşlerinden şiddet görüyor.

—Çin’de, yılda 1 milyon kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Dünyada bu yolla kaybedilen kadın sayısı 40–50 milyonu buluyor.

—Uluslararası Göç Örgütü, her yıl 2 milyon kadının sınır ötesi kadın ticaretinde kullanıldığından bahsediyor.

_ABD’de, her 6 dakikada bir kadına tecavüz ediliyor.

—İngiltere’de, her 7 kadından biri birlikte olduğu erkek tarafından tecavüze uğruyor

—Fransa’da, her ay 6 kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybediyor.

Bizler, Türkiye’de %97’si şiddet gören kadınlarız!

—Bizler, Adana’da Sokak ortasında, polislerin gözü önünde vahşice bıçaklanan kadınız

 

—Bizler, namus(!) cinayetleri sonucunda yaşamımızı yitiren yüzlerce sessiz kadınız!

—Bizler, cinsel yönelimlerimiz nedeniyle işinden kovulan, evinden çıkartılmaya çalışılan, Türkiye cumhuriyeti mahkemelerince ‘lezbiyen anneye kız çocuğu verilmez’ kararıyla velayet hakkı elinden alınan, devletin tüm organları ve toplum tarafından yok sayılan, aşağılanan kadınlarız!

—Bizler, türban taktığımız için, çalışmak istediğimiz için, gece sokağa çıktığımız için, eylem yaptığımız için saldırıya uğrayan kadınlarız!

 

 

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Ne o,ne bu,ne döşek,ne köçek,
Ne ayal,ne vebal
O benim kollarım,bacaklarım
Yavrum,annem,Kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet Ran

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.