HABER GÖNDER

BİR “24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ” DAHA YAKLAŞIRKEN…

BİR “24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ” DAHA YAKLAŞIRKEN…

Merhaba sevgili hemşerilerim. “Sadece 24 Kasımlarda hatırlanıyor olmanın hüznünü hep birlikte yaşayan biz öğretmenler, bugüne kadar sorunlarımıza samimiyetle yaklaşan bir babayiğit devlet erkânı göremediğimiz için; bu sorunlarımızı ülke gündemine taşımayı da maalesef başaramadık bir türlü.”    Eskiden beri süregelen sorunların köklü çözümlere kavuşturulamaması sebebiyle yeni atanan Milli Eğitim Bakanlarımız, bakanlık koltuğuna oturduklarında önlerinde dağ gibi sıralanan ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldılar hep.
Bir de milli eğitim camiasının makus talihi midir nedir arkadaş anlam veremediğimiz bir durum var ki, o da şudur:             Her bakanlığın başına, o işle meşgul olmuş bir bakan atanırken, milli eğitimin başına ya sağlık bakanlığından ya aile ve sosyal politikalar bakanlığından ya da bilmem nereden birisi getiriliyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Diyesi geliyor insanın… Zira hal böyle olunca milli eğitimin başına geçenler de hem aklına geldiğini hem de ağzına geldiğini söylemekten çekinmiyorlar maalesef. Mesela Velileri üzerseniz, ben de sizi üzerim, öğretmenlerimizin başka illere kendi nakillerini sağlamak üzere yüksek lisans ve doktora yapmalarına izin vermeyeceğim. Sabah sekiz akşam beş usulü mesai sistemine geçireceğiz, (Sanki öğretmen bu zamana kadar onursuz yaşıyordu da) öğretmenlerin şerefini onurunu yükselteceğiz vs vs…” şeklindeki açıklamaları eğitim camiası büyük üzüntü ile karşılamıştır.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü denilen OECD’nin 2011 raporuna baktığımız zaman; öğretmenlerin toplam zorunlu çalışma saatleri OECD ülkelerinde ortalama 1663 saat, Türkiye’de ise 1808 saat olarak hesaplanmıştır. Buna rağmen Eğitimin başındaki insanların “Artık öğretmenler 3 ay tatil yapmayacak, öğretmen de sıradan bir memurdur” manasındaki sözleri,  öğretmenlerde derin üzüntülere sebep olmuş ve bu sözler kamuoyunda da öğretmenlerle ilgili yanlış kanaatler oluşmasına sebep olmuştur. Halkımızın gözünde (tabiki bilinçli vatandaşlarımızı tenzih ediyorum) zaten üç ay yatarak tatil yapan, hafta sonları yatan, öğretmenliğin dışında başka işlerle de uğraşan bir meslek grubu algısı mevcutken; eğitimcilere sahip çıkarak onların dertleriyle dertlenmesi gereken insanların da bu cenahta konuşmaları eğitim neferlerini üzmekten ve küstürmekten başka bir şeye yaramıyor maalesef…
MEB’de bir şeylerin değişmesi gerektiği konusunda hemen hemen tüm paydaşlar hemfikirdir eminim. Fakat bir ülkenin eğitim sistemin niteliğinin gerçek belirleyicisi, sistemin uygulayıcıları ve sahasında rol alan öğretmenlerdir, eğitim yöneticileridir. Değişim ve yenileşmede öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin yapılacak değişimlere inandırılması çok büyük önem arz etmektedir. Kayserililerin dediği gibi GURU GURUYA GADANI ALAYIM gibi dolgu malzemesi sözlerle geçiştirilen 24 Kasımlar yerine; eğitim neferlerinin gerçekten maddi manevi sorunlarıyla ilgilenilen günleri hasretle bekliyor öğretmenler…
Bu zamana kadar biriktirilmiş olan öğretmen yetiştirme sisteminden tutun da, öğretmenlerin özlük haklarına, atanamayan öğretmenlerin problemlerine, eğitimde istihdam planlamasına, eğitim yöneticilerinin sorunlarına ya da sorumsuzluklarına, ders müfredatlarına, modern eğitim yöntemlerinden, okulların fiziki yapılarının düzenlenmesine varana kadar pek çok konu tekrar gözden geçirilmeli. Daha fazla ötelemeden bu sorun ve konularla ilgili çağdaş ve bir o kadar da milli projeler üretilmelidir.
Biraz araştırma yaptığımızda, ülkemizde öğretmenlerimizin ekonomik sorunlarının 1940’lı yıllardan beri çözülemediğini görürüz. Öğretmenler bugün ücret bakımından, kamu görevlileri arasında, 7 ve 8. sıralarda maaş almaktadır. Dört yıllık fakülteyi bitirerek göreve yeni başlayan bir öğretmenimiz, hizmetli memurlarımızın bazılarından daha az maaş almaktadır. Bu nasıl bir adalettir. Bu sebepten dolayı birçok meslektaşımız öğretmenlik mesleği yanında ikinci bir iş yapmak durumunda kalmaktadır. Bu durum öğretmenliğin mesleki statüsünün her geçen gün halkımızın nezdinde düşmesine sebep olduğu gibi, yanlış yorum ve yanlış algılamalara da sebep olabilmektedir maalesef. Bu sebeple ilk olarak öğretmenlerimizin ücret konusunda iyileştirilmesi ile işe başlanmalıdır.
Kıymet biçemeyeceğimiz eserlerin sahibi, yeni neslin mimarı öğretmenlerimizin beklentisi, bu 24 Kasım’da sadece hatırlanmak değil, sorunlarına bir nebze gerçekçi ve daha adil bir çözüm bulunmasıdır.
Unutmayalım ki Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür…
Selam ve saygı ile…
 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Daha kasim

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE