DAVA ADAMI OLMAK ;

DAVA ADAMI OLMAK ;
21 Mart 2014 Cuma - 2427 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

hozbay1Dava adamının hayatının gayesi vardır. Gayesini yitirmiş insan yaşama nedenini de yitirmiş demektir. Çünkü gayesiz-hedefsiz olmak, kişiliksiz ve kimliksiz olmak demektir. Kimliğini kaybedenler bu dünyada hükümsüzdürler. Bu insanlar güneşi ceketinin astarında kaybedip, yakasına takmak için sahte rozetler arayan zavallı insanlardır.

Dava adamı, davasını hayatının merkezine koymuştur. Davasına kitlenmiş insandır. Yaşantısı, mesaisi, çalışması hatta gezmesi, tozması dahi bir amaca yöneliktir. Aklının bir köşesinde hep davası için bir şeyler yapma düşüncesi vardır. Boş ve lüzumsuz işlerden, boş ve lüzumsuz söz ve tartışmalardan uzaktır. Ne zaman lüzumsuz bir işle meşgul olsa, davasına halel getirdiğini düşünür ve hayıflanır. Her zaman davası ile ilgili bir işle uğraşır. Yorulduğu zaman kalkar ve yeniden yorulur. Zaferin yorulmaktan geçtiğini bilir. Davasına ayarlı bir hayat sürer. Gittiği yer, bulunduğu ortam davası ile ilgili değilse değiştirmeye çalışır, degiştiremiyorsa terk eder.

Dava adamları sayılarının azlığına aldırmazlar, sayı onların umurunda bile değildir. Onlar sorumluluklarını yapmanın gayreti içindedirler.

Dava adamı asla nemelazımcı değildir. En büyük toplumsal kokuşmuşluğun nemelazımcılık olduğunu bilir. Toplumda hakkın, iyinin, doğrunun, faydalının hâkim olması için gecesini gündüzüne katar. “Kim var?”diye seslenildiğinde, sağına, soluna bakmadan “Ben varım!” der ve ortaya çıkar. Dava adamının lügatinde “Bana ne.”, “Benden başka adam yok mu?”, “Niye hep ben yapıyorum?”gibi sözler yoktur.” “Benim olmadığım yerde kimse yoktur.” anlayışıyla hareket eder.

Dava adamı, zor zamanların adamıdır. Zor zamanlarda bir iddiaya sahip olmak, avuçta kor taşımak kadar zordur. Yüreğinde iman gibi bir güneşi taşıyanlar, -insanlığın dünya ve ahiret kurtuluşu için- omuzunda bir dava taşımaya seve seve razı olurlar.

Dava adamı toplumsal değişikliğin yolunu bireysel değişiklikten gectiğini bilir. “Fertler kendini değiştirmedikçe, Allah onları değiştirmeyecektir.” Ayet-i kerimesinin , düsturu gereğince kendisi İslam üzere yaşar. Ondan sonra insanları yaşamaya çağırır.

Dava adamı bir yaşama ustasıdır. Dava adamı şahsiyet sahibidir. Şahsiyetli olmak fark edilir olmaktır. Orta yerde olmak demektir. Herkesin sindiği, korktuğu, sürte gerisine çekildiği zamanlarda meydana çıkmak demektir. Herkesin görevden köşe bucak kaçtığı zamanlarda göreve talip olmak demektir. Dava adamı çevresine rengini veren adamdır. Bilirki, siz çevrenize renginizi veremiyorsanız, bir gün çevreniz size rengini dayatacaktır.

Dava adamı ümitvardır. Karamsar bir tablo çizilmesinden hoşlanmaz. Pozitif şeyleri, aksiyon ve hamleleri konuşmayı sever. Düşen bir yaprağı konuşmak yerine, açan bir çiçeği konuşmayı tercih eder. Dava adamı, irade sahibidir. İrade zorlukları eriten bir ruh halidir. Zorluklar dava adamının önünde eğilir. Dava adamı görev şuuruna sahiptir. Görev şuuruna sahip olmak, sütçü beygiri gibi olmak değil, asil bir Arap atı gibi olmaktır. Dava adamı vazifeden kaçmaz. Dava adamı görev verdiğiniz zaman gözünüzün arkada kalmadığı adamdır.

Dava adamları Ahiret yurdunda, mahşer gününde,bu dünyada olduğu gibi, yine arka saflarda duracaklar, ön plana çıkmamaya, göze batmamaya çalışacaklar. Ancak, Rabbimiz onlara seslenecek! “Siz dünyada iken hizmette en ön safta, nimette en arka safta idiniz. Burada ise sizin yeriniz en ön saftır. Peygamberlerin, salihlerin ve şehitlerin yanıdır. “Buraya gelin” diyecektir.

Ne mutlu bu bahtiyarlığa erişip mahşerde böyle nimetlenenlerden olanlara ,, VESSELAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.