Dersim’ in gündeme düşmesi

Dersim’ in gündeme düşmesi
01 Aralık 2011 Perşembe - 2679 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Her canlı, belirli bir ahenk, sistem ve düzen içerisinde yaşamını sürdürmek ister.

Sistemin tesis edilmesinden daha önemli ve zor olanı, dışarıdan ve içeriden gelecek olan müdahaleleri bertaraf edecek istikrarı sağlamaktır.

Düzeni istemeyen, yıkmak, yerinede tamamen kaotik bir ortam sağlamaya çabalayanlara anarşist, düzensizlik düzenine inanan sisteme de anarşizm denmektedir. Bu durum, hiçbir çağda, toplumda, yerde hoş karşılanmaz, görüldüğü yerde de başının ezilmesi hemen her devirde istenmiş ve sonuçta da gerçekleşmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Osman Gazi’  den Vahdettin’ e kadar 38 padişah zamanında dışarıdakilerden çok içeridekiler ile uğraşılmak zorunda kalınmış, bu kadar hır gür içinde yine de 7 asra yaklaşan bir süre hükümranlık sağlanmıştır.

Bu da Keçecizade Fuat Paşa’ nın “Onlar dışarıdan, biz içeriden yıkamadık!” sözünü söylemesine neden olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş yıllarında da, sonrasında da özellikle iç ayaklanmalar ile hem inkılâpların hızı kesilmeye çalışılmış hem de dışarıdaki düşmanların destek ve himayesi ile enerjinin büyük bir kısmının bu yönde harcanması bilinçli bir şekilde sağlanmıştır.

Bu ve benzeri girişimler bitmiş midir?

Pek tabii ki hayır, bitmemiştir ve bitmeyecektir.

Yakın zamana kadar Ermenisi ile şimdilerde de PKK’ sı ile sürmüştür, sürecektir de…

Bunun nedeni, vücudumuzdaki sistemde de mikroplar ile içlerinden kendileri ile savaşmaya karar vermiş aşıların savaşı ile süren bir savaş gibi sürmeye devam edecektir.

Bu dönemdeki ayaklanmalardan birisi de Dersim’ de yaşanmıştır. Konu gündeme tabir yerinde ise “Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü?” hızı ile neden düşmüştür yoksa başka bir planın bir parçası mıdır, analiz edelim:

Dersim taşı ile birkaç kuş birden avlanmak istenmiş olabilir.

Bunlardan ilki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ nun Tuncelili oluşu ve mezhebinin farklı oluşunun altı kalın bir şekilde çizilerek topluma deşifre edilmeye çalışılıyor, olabilir.

İkincisi, MHP’ nin de iddia ettiği gibi İsrail’ den, Suriye’ den özür dilenmesi beklenirken, Ermeni’ lerden özür dileyebilmek için iyi bir kılıf olabilir.

Hazır bir özür furyasıdır giderken, el atılmışken Kahramanmaraş, Fatsa, Sivas’ tan, Uğur Mumcu’nun, Ahmet Taner Kışlalı’ nın ailesinden de özür dilenmesi hiç de fena olmayacaktır…

Doğaldır ki bu girişimlerin ucu Atatürk’ e dil uzatmaya, dönemin CHP’ si denilerek yapılan hamleler ile ordu ile Cumhuriyet Sistemi ile kesilen hesaplara, şimdi de Atatürk ve dönemi ile hesaplaşma noktasına doğru gidildiğini düşünenlere hak verilmesi gerekiyor.

Çok da göz ardı edilecek bir senaryo değil gibime geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.