Siz gönderin, biz yayınlayalım

  • DOLAR
    7,8158
    %0,57
  • EURO
    9,4809
    %0,36
  • ALTIN
    461,55
    %0,27
  • BIST
    $19.019
    %0,10
Dini Bayramlarımızdan Bir Tanesi Olan  Kurban Bayramımız Yaklaşırken…

Dini Bayramlarımızdan Bir Tanesi Olan Kurban Bayramımız Yaklaşırken…

Merhaba sevgili hemşerilerim, bu haftaki yazımızda; inşallah haftaya Salı günü ayın 15’inde birinci gününü idrak edeceğimiz KURBAN BAYRAMI üzerinde duracağız. Bildiğiniz üzere, her milletin kendi dini ve kültürel unsurları gereği dînî ve millî bayramları vardır. Bayramlar, yeryüzünde yaşayan çeşitli dinlere ve kültürlere mensup toplulukların yılın belli tarihlerinde, ibadet etkinlikleriyle, sevinç gösterileriyle veya ayinlerle, kutladığı günlerdir.

Biz Müslümanlar da her yıl iki dini bayram kutlarız. Bunlardan birincisi halk arasında Şeker Bayramı dediğimiz Ramazan Bayramı; ikincisi de Kurban Bayramıdır. Dini bayramlarımız, millî bayramlardan farklı olarak, ay takvimine göre düzenlendiğinden her yıl 10 gün erken gelirler. Dini bayramların günleri “kameri takvim“e göre hesaplandığı için, şu an kullanılan takvimde her yıl aynı tarihe rastlamaz. Ramazan ve Kurban Bayramları böylece değişik mevsimlerde kutlanabilmektedir.  Ülkemiz standartlarına göre ortalama 70 yıllık insan ömründe, dini bayramların aynı aylara denk gelen dönüşümünü üç kere izleyebilir. Yani bizler kışa, yaza veya baharlara gelen bu dini bayramları ömrümüzde üç kere görebiliyoruz.

Bayramın ilk gününden bir önceki güne, Arife Günü denir. Ramazan Bayramı, Şevval ayının birinci günü başlar ve üç gündür. Kurban Bayramı ise Zilhicce’nin 10. günü başlar ve dört gündür. Dini ve kültürel değerlerimize göre; bayram günü oruç tutulmaz, küsülmez, çalışılmaz. O günlerde herkes sevinç içinde eğlenir, küsler barışır, küçükler büyüklerin ellerini öper büyükler de onları öperek harçlık ve çeşitli hediyeler verirler. Bizim bayramlarımızda, Batılılar gibi festival ve seviyesiz eğlenceler yoktur. Akraba, eş dost ve kabir ziyaretleri yapılarak; birlikte sohbet ortamları oluşturulur.

Hani deriz ya hep: “Nerdeeee o eski bayramlar!” diye. Evet gerçekten de eskisi gibi daha canlı, daha duyarlı ve daha anlamlı kutlamıyoruz belki ama bu hususta daha güzel ve etkili bir şekilde kutlamaya herkes kendi ailesinden başlamalıdır. Bu kıymetli bayramlarımız özellikle kırsal dediğimiz köy halk geleneklerimizde eskisi kadar olmasa da hala canlı bir şekilde varlıklarını sürdürmektedirler. Demek ki istenince olabiliyormuş ve zamana meydan okuyarak yaşatılabiliyormuş. Ama maalesef ki şehirleşmenin çok olduğu büyük şehirlerimizde bu gibi dini ve milli bayramlarımızın yaşatılmasını bir tarafa bırakın; artık birer tatil günü olarak algılanıyor. Bu çok acı bir durum alında. Çünkü insanlar bu günleri iple çeker oldular, ama bayram kutlamaları için, eş dost ziyaretleri için değil de sahillerde ya da dağlarda tatil yapmak için. Oysa senede birkaç kez yaşadığımız bu önemli günlerde bizim yaptığımız ibadet ve kutlamalar, ziyaretler ya da toplu etkinlikler çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olmaktadır. Bu örneklerin olumsuz olmaması için de “Nerdeeee o eski bayramlar!”  diye şikayet edip esefleneceğimize; bir an önce kendi ailemizden başlayıp bu hassas konuda adım atmalıyız. Kurbanlarımızı birer piknik malzemesi, et mangal ya da kavurma günleri olarak görmek yerine; anlı şanlı atalarımızın geleneklerinden ve dinimizin buyruklarından hareketle, bir sene boyunca et yüzü görmeyen garibanlara yardım olarak görmeliyiz. Kurbanlarımızı kesip de iki konu komşuya birer tabak et verdikten sonra; geri kalanını kuşbaşı ya da kıyma yaptırarak 6 aylık et stokları yaparsak ne kestiğimiz kurbanın anlamı olur ne de bu bayramların… Bunları üzülerek yazıyorum, zira bu duruma bizzat şahit olan birisi olarak gerçekten çok üzülüyorum. Birkaç yıl önce yine böyle kurban bayramının yaklaştığı bir vakitte bir arkadaşımızın evinde sohbet ederken; daha geçen kurbandan kalan eti dolabın buzluğundan çıkardığını kendi ağzıyla utanmadan dile getirdiğine şahit olunca dumura uğramış olmanın verdiği üzgünlüktür bu. Bu nasıl bir zihniyettir hemşerim; kusura bakma ama sen o kurbanı ibadet olarak görmek yerine bir yıllık et ve kıyma deposu olarak görüyorsun maalesef. Bunu göremiyorsan Allah yardım etsin sana, yok görüp de hala aynı şekilde devam ediyorsan da ayıp sana. Çünkü bu nokta sözün bittiği yerdir…

Zaten günümüz iş ve hayat şartlarına bağlı olarak birbirini ziyaret edemez hale gelen akraba ve dostlar, bu bayramlar da bari bir araya gelerek kültürel kopukluğu en aza indirgeyebilirler. Zira Ramazan ve Kurban Bayramlarımızın başlıca özelliği komşuların, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi sadece mangal ve kavurma yapılıp yenilmez; gençler yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar, kırgınlıklar son bulur, misafirperverlikte de özümüze yaraşır bir şekilde birbiriyle yarışılır.

Selam ve saygı ile şimdiden KURBAN BAYRAMINIZI kutlarım.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam