Ecdadımıza küfretmeyi nasıl da beceriyoruz?

Ecdadımıza küfretmeyi nasıl da beceriyoruz?
07 Ocak 2011 Cuma - 2119 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Osmanlı Sultanlarının onuncusu ve İslam halifelerinin yetmiş beşincisi.
    Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad’ın fethi (1521) ile Orta Avrupa’nın, şövalyelerin üssü olan Rodos’un zaptı (1522) ile de Akdeniz hakimiyetinin kapılarını devletine açtı.
    1526’da yüzbin kişilik ordusu ve 300 kadar top ile Mohaç ovasında Macar ordusuyla karşılaştı.
    Bu durumda sancaklarını açıp ellerini semaya doğru kaldıran Sultan; “Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, hazreti Muhammed’in ümmetine yardımını niyaz ediyorum” diye yalvardı.
    Karalarda cihan hakimiyetini eline geçiren Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayreddin Paşa vasıtasıyla denizlerde de Osmanlı Devleti’nin gücünü gösterdi.
    Haçlı donanmasını 27 Eylül 1538’de Preveze’de imha ederek, müstesna bir zaferle Akdeniz’de tam bir Türk hakimiyeti kurdu.
    Kanuni süveyş’te kurduğu donanma ile de Kızıldeniz’i ve Arabistan sahillerini emniyet altına aldı ve Avrupalıları Hindistan sahillerinden uzaklaştırmaya başladı.
    Türklerin kendisine Kanuni ve Gazi, Avrupalıların ise “Muhteşem” dedikleri Süleyman Han, babasından devraldığı 6.557.000 km2 Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14.893.000 km2 ye ulaştırdı.
    Bulunduğu yüzyıl, dünya tarihine Türk asrı olarak geçti. Bu asırda her sahada dahi devlet ve ilim adamları yetişti. Nitekim Sadrazamı İbrahim Paşa, Lütfi Paşa, Sokullu Mehmed Paşa; Şeyhülislamı Kemalpaşazade, Ebüssü’ud Efendi, şairi Baki, Fuzuli; san’atkarı Mimar Sinan; Kaptan-ı deryası Barbaros Hayreddin Paşa olan bir devletin padişahı Kanuni olurdu.
    Sultan Süleyman Han’ın asıl adından daha fazla bilinip, şöhreti olan Kanuni unvanı, önceki Osmanlı kanunnamelerini ve devri icabı lüzumlu hükümleri Kanunname-i Al-i Osman adı altında, İslam hukuku esasları dahilinde toplattırıp tanzim ettirmesinden ileri gelmektedir. Kanuni hareket ve sözleri güzel, aklı kamil, nezaketli, irfan sahibi, sözleri tatlı, alim, hakim ve şairlere dost, bütün maddi-manevi iyilikleri şahsında toplamış emsalsiz bir padişahtı.
    Pek çok hayrat ve iyilikleri olan Kanuni, imar faaliyetleriyle de uğraştı. Memleketin hemen her yerinde camiler, mescitler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler inşa ettirdi.
    Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde Türk azameti devrinin tacını teşkil etmiştir.
    Koca Mimar Sinan büyük Hakan’a; “Padişahım sana öyle bir cami inşa ettim ki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir” diyerek bu eserini takdim etmiştir.
    Pek çok özellikleri yanında büyük bir şair olan Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalığında yazdığı şu beyti yüzyıllardır dillerde söylenmektedir.
        Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

* * *

    İşte böyle bir padişah Kanuni Sultan Süleyman.
    Bu günden tezi yok bilmeyenler bilenlere anlatsın en azından yukarıda yazılanları.
    Varsa çocuklarınız anlatın lütfen.
    Emperyalizmin çamur fabrikası televizyonun kirli yüzü böyle müstesna bir şahsiyeti ekranlarda küçük düşürecek.
    Amaç diziden farklı, temelinden pis kokular yükseliyor Türk milletinin üzerine.
    Adına Muhteşem Süleyman denilen dizinin firegmanında başladı cinsellik.
    Adını anmaya haddi olmayanların O’nu çirkin bir dizi programı ile çamur furyasının içine çekmeye,
    Dolayısıyla Türk milletine, özellikle de yeni yetişen nesle yanlış tanıtmaya çalışıyor.
    Ecdadına küfrettirmede bizim gibi maharetlisi bulunmaz herhalde.
    Yıllarca Osmanlı olmak kabalık, entelektüel düzene yakışmayan bir görüntüyle çıktı karşımıza.
        Çocuklarımıza bu gün derslerde Osmanlı’nın kahramanlıkları da anlatılmıyor, düşmanları da.
    Yeni yetişen kanlı haçlı ordularından büyük mücadeleler vererek kurtulmuş bir ecdadın nesli olduğunu belki de hiçbir zaman bilmeyecek.
    Üstüne üstelik bir de televizyon dizilerindeki çarpık, çirkin, iftira dolu, gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan senaryolarla gençliğin zihni yıkanacak.
    Çocuklarımız, yarınlarımız Osmanlı’yı kadın düşkünü…
    Hareminden çıkmayan,
    Keyf-i alemde burnunun ucunu görmez alkolik insanlar olarak tanıyacak.
    Çok değil bir hafta on gün önce RTÜK ne iş yapar dedim?
    Televizyon ekranlarından evlerimize yansıyan ahlaksızlığa nasıl alıştığımızı.
    Çarpık ilişkilerin televizyon dizileri aracılığı ile nasıl sıradanlaştığını.
    Ve bu çirkinliklere bizim, toplum olarak nasıl duyarsız baktığımızı, tepkisizliğimizi dile getirmeye çalıştım.
    Bu gün televizyon ekranlarında ecdadımıza çamur atılıyor, ahlaksızlık yaftası vurulur, bir necip millet ayaklar altına alınıyor.
    Hala mı sessiz kalacağız ey Türk Milleti! Bu suskunluk hayra alamet değil bunu bil, bil ki yarın seni, mezarını tanımayacak çocuğunun yaptıkları karşısında ahirette kimler senden şefaatçi olacak düşün. Bu halimizle ecdadımız bırakın bize şefaat etmeyi, utanacaklar utanacaklar, utanacaklar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.