ELEŞTİRİ VE ÖLÇÜSÜ ,,,

ELEŞTİRİ VE ÖLÇÜSÜ ,,,
13 Mart 2014 Perşembe - 1566 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Dünden ne kaldı ki; bakıyoruz gündemin yoğunluğuna, o kadar her şey ani gelişiyor ki inanın takip etme zorluğu yaşanmaktayız. Bu süratte insan gözünden bazı ayrıntıları ve bazı ölçüleri kaçırabiliyor.

İletişim çağının bu derece hızlı olduğu günümüzde dünyayı bir köy düşünürsek fazla abartmış olmayız. Ama gelişmeleri değerlendirecek olur isek ne kadar her şey hızlı olarak gelişmiş olsa bile insanoğlu o derece, kendi değerlerinden ve ödün vermeyeceği bazı tavizleri verebilmektedir.

İnsanın değerlerinden taviz vermesi demek ne demek oluyor? . Bir insan değerlerinden neden taviz verir, yada düşman dahi olsa karşımızdaki bir insan neden hoşlanmayacağımız bir davranışı sergiler, bunun değerlendirmesini yaparken acaba ölçümüz ne olmalıdır? . Acaba sormak gerekmez mi kendi kendimize bir insan bizim bariz olarak gördüğümüz bir hatayı bile bile neden işler. Elbette o kişinin nefsinde buna izahat getirebilecek bir gerekçe vardır. Yıllarca kürsülerde konferanslarda geniş halk kitlelerine rehber olmuş, rehberlikte bulunmuş ve ardından halen o kitleleri peşinden sürükleyenler neden bizim gördüğümüz HATA değerlendirmesini kendileride göremiyor yada görmekten imtina etmektedirler. Önce bunun sorgulanması gerekir.

Bir toplum aydın denecek bir kişiyi kolay kolay çıkartamaz . Ömrünü tamamlayıp, ahirete göç eden kanaat önderlerinin cenaze merasimlerinde hep bakıyoruz , bunun gibi kişi bir daha zor gelir cümlesini kurmaktayız.Onun için aslında yaşarken böyle kişilerin kıymetini bilmek , ona o değeri verebilmek gerekir.Yoksa iş işten geçtikten sonra değerini anlamışız ne faydası var .

Topluma mal olmuş kamunun ortak aklı ve ortak düşüncesi olmuş insanları değerlendirirken bu ölçütte değerlendirmek ona göre yorum yapmak gerektiğini düşünüyorum.

Hayat ,  ticaret gibi zaten bir risktir. Hani bir söz vardır kimse kaybeden tarafa oynamaz diye . Kaybeden taraftan ziyade haklı olanın yanında , Hak için taraf olmak gerekir. Gerçi hakkın hakikatin bu dünyada her şeyi ile belli olması mümkün değildir.

En azından Peygamber Efendimizin ve kitablarda geçen ölçülerden istifade etmek , bizim için hakkı nasıl bulacağımıza yardımcı olur.

Yanlış ve hata yaptığımız düşündüğümüz kişilerde eleştiride bulunmak için yada eleştiride bulunurken bile önce kendi kusurlarımızı ön planda tutarak eleştiri malzemesi yapılması , yapılan eleştirinin karşıdakileri düzeltme amaçlı olduğuna dikkat edilmeli ve hatadan dönmesi için eleştiride bulunması gerekir. Yoksa eleştiride bulunan kişiler yada eğer bunu yapan bizsek, bizde dahil olmak üzere yaptığımızı ,düşmanlık , haset etme olarak adlandırılması gerekir.

Eleştiride bulunmak , zem edici olmak , karşıdaki işlenen  hatayı tamir amaçlı olmalıdır. Yoksa denilen gibi  ‘’ kanı kan ile değil , kanı su ile yıkamak’’  gerekir . Eğer böyle yapılırsa , ne niyetin halis olduğundan , şüphe duyulur , nede yapılan eleştirinin ve ikazın adresini bulup bulmadığından endişe duyulabilir , yoksa bundan farklısını tahayyül etmek , elbetteki kendini ön plana sunmak için , karşındakini alçaltmak ve karalamaktan başka bir şey olmaz.Olacak olan ,  mütefekkir bir abimizin ifadesiyle ‘’Birilerinin Kan Ve Gözyaşı Üzerinden , İktidar Ve Servet Üretilmek ‘’ olur.Vesselam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.