HABER GÖNDER

  • DOLAR
    $1.211,0200
    ( ₺0,95 )
  • EURO
    $0,2732
    %1,40
  • ALTIN
    $35.186,0000
    %0,22
  • BIST
    90,7630
    ( ₺0,06 )
Gerçek ve kandırmaca

Gerçek ve kandırmaca

Denizi hiç görmemiş birisine “yerdeki su birikintisini” göstererek denizi tasvir edebilir misiniz?
Bir yere kadar evet…
Peki, denizi hiç görmemiş birisini “göl”ü göstererek ve “deniz bu” diyerek kandırabilir misiniz?
Bu da mümkün…
Eh, denizi hiç görmemiş birisi pekâlâ kanabilir bu aldatmacaya…
Ama yıllarca denizleri, okyanusları seyretmiş, yaşamış olan(lar)?
Kanarlar mı onlar bu aldatmacaya?…
Çok zor, hatta imkânsız…
Bilirler çünkü neyin ne olduğunu…
Veya ne olmadığını…
“Bilen”i kandırabilmek imkânsızdır…
***
Kavramların içi öylesine boşaldı ki günümüzde…
Yükselen değerler alçalmakta hızla…
Kavramlardaki bu erozyonla birlikte kavramların vücut bulduğu örneklerin de sayısı gittikçe azaldı…
Ve azalmaya da devam ediyor ne yazık ki
Gerçek sanatçılar…
Gerçek sporcular…
Gerçek devlet adamları…
Gerçek değerler…
Özetle,“gerçek”ler öyle uzaklaştı ki…
Meydan“gibi”lere kaldı…
Kırk yaş ve üzerindeki kesim(ler) gerçekleri gördü, yaşadı…
Gerçeklerle büyüdü…
Bu yüzden kanmıyorlar “gibi” sunulanlara…
***
1980 sonrasında başladı değerlerdeki bu çürüme…
Önce etik değerler aldı bundan nasibini…
Erdemlerini yitirdi toplum…
Bir an önce köşeyi dön de nasıl dönersen dön…
Bir an önce bir yere gel de nasıl gelirsen gel…
Kural yok…
Değer yok…
Toplumun çimentosundan çalınmaya başlandı…
Yeni nesiller bu defolu zihniyetle yoğruldu…
Ve bu zihniyet kendi kültürünü yarattı…
Kendi sanatçısını…
Kendi sporcusunu…
Kendi siyasetçisini…
“Fast food” bir beslenme biçiminden çıktı, adeta bir toplumsal duruş oldu…
Ye ve git…
Üret ve tüket…
Kalıcılık?
Boşver…
Evrensellik?
Geçiniz…
Sorumluluk?
Ne gerek var ki!
***
Dario Moreno’yu, Zeki Müren’i, Barış Manço’yu dinleyerek yetişen bir nesil biliyor gerçek “yorumcu”nun kim olduğunu…
Müzik insanının nasıl olması gerektiğini…
Ama bugün?
Potansiyeli ve alt yapısı ancak mahalle arasındaki düğünlerde şarkı söylemeye yetecek kimseler şarkıcı veya yorumcu olarak yutturulmak isteniyor…
Ayhan Işık’ın, Adile Naşit’in, Kartal Tibet’in filmlerini izleyerek yetişenler gerçek“oyuncu”nun kim olduğunu biliyor…
Onların ne emeklerle o noktalara geldiklerini de, şöhretin bozamadığı tevazularında…
Ama bugün?
Günümüzde alt tarafı bir kaç oyunda küçük bazı roller oynayan kişiler “büyük oyuncu” veya“sanatçı” olarak sunuluyor topluma…
***
Artık çok kolay “bir şey” olmak…
Bedel ödemeden…
Çile çekmeden…
Sebat etmeden…
“İyi yemek kısık ateşte pişer” demiş eskiler…
Çabuk pişsin diye açarsan ocağı ya yemek yanar, ya da dibi tutar tencerenin…
Ama artık gecekondu gibi pırtlıyor pek çok alanda yeni isimler…
***
Örneğin eskiden gazeteci olabilmek sebat edebilmenin sonucuydu…
Bir köşeyi hak etmek yıllarca süren emeğin ve çabanın sonucuydu…
Yıllarca deneyim kazanarak, pişerek…
Ama artık çok kolay…
Birkaç yerde yazısının yayınlanan hemen “köşe yazarı” ilan ediliyor…
Muhabir kalmadı artık meslekte, herkes maşallah köşe yazarı!
Muhabirlik yapmış mı?
Fotoğraf çekmiş mi?
Hiçbir haber takip etmiş mi?
Ya deneyim?
Kişiler artık kendisine çok kolay “gazeteciyim” diyor…
Eski üstatları tanıyanlar bilenler kanmıyor gerçi ama yeni nesil pekâlâ yutuyor bu zokayı…
Abdiİpekçi’lerle, Uğur Mumcu’larla yetişen nesil kabul edemiyor bugünkü fikirsel fırıldaklığı…
***
Kalite, vizyon, evrensellik kayboluyor…
Gazetelerin manşetlerinde, televizyon programlarında gördüklerimizin birçoğu su birikintisi…
Denizi gözden yitirmek üzereyiz…
Ve yerdeki su birikintileriyle avutuluyoruz…
Birileri bize olması gerekeni değil “olan”ı kabul ettirmeye zorluyor ısrarla…
İllüzyonların peşinden gidiyoruz…
Gerçeğin eksikliğinde, sahtelere kanıyoruz…
Ya da yeni sahteler yaratıyoruz…
Geçmişe duyulan özlemin bu kadar yoğun hissedilmesi bu yüzden…
“Aslı”nıgören, nüshasıyla ya da taklidiyle tatmin olmuyor…
Çünkü biliyor ki gerçek bu değil…
***
Şimdi unvanları almak da çok kolay…
Yanında birkaç kişi istihdam eden alt tarafı bir küçük esnafa “işadamı” demeye başladık…
Bir iki yerde oryantal yapana “koreograf”
Bir taşra siyasetçisinin vizyonuna bile sahip olamayan politikacılara da “devlet adamı”
Eskilerin ağır, deneyimli ve sözü geçen siyasetçilerinden eser var mı?
Gerçek sanatçılar teker teker köşelerine çekilmedi mi?
Zamanında her yazdığı ses getiren büyük kalemler nerede?
Nerede o duayen tiyatrocular?
Nerede o eski sanayiciler?
Nerede şarkıları yüreklerde yer eden yorumcular?
***
Çok bol keseden dağıtır olduk takdiri ve saygıyı…
Sonuçta ne oldu?
Kavramların içini boşalttık!
Birçok“değer”in değersizleşmeye başladığını gördük…
Erdemlerin altını oyduk…
Bileşik kaplar formülündeki gibi her alana sirayet etti bu kokuşma…
Sanattan siyasete, ekonomiden spora hangi alana baksanız bir yüzeysellik…
Bir sığlık…
Bir vizyonsuzluk…
***
“Dün”ün içi doluydu…
Timur Selçuk’lar, Tanju Okan’lar “gerçek” birer sanatçıydı…
Münir Özkul’lar, Müşfik Kenter’ler “gerçek” birer oyuncuydu…
Lefter’ler , Metin Oktay’lar “gerçek” birer sporcuydu…
Çetin Emeç’ler, İlhan Selçuk’lar gerçek birer gazeteciydi…
Bülent Ecevit’ler, Rauf Denktaş’lar gerçek birer devlet adamıydı…
Hepsi de hakkını vererek almışlarda bu unvanları…
İçine doldurarak…
Ve örnek olarak…
Bu yüzden unutulmuyorlar…
Bu yüzden ölümsüzler…
Bu yüzden yerleri dolmuyor…
Bu yüzden gelenler gidenleri fersah fersah aratıyor…
Çünkü bu isimleri efsaneleştiren erdemler prim yapmıyor artık…
***
Biz, denizleri görerek büyüdük…
Biliyoruz denizin ne olduğunu?
Kimse kandıramaz bizi…
Ama yeni yetişen nesil?
Yazıktır ki hep su birikintilerine bakıp hayal edecekler denizi…
Acıdır ki birilerinin kendilerine “deniz’’ diye yutturmak istediklerine kanacaklar…
Denizler kuruyacak…
Bizler sadece anılarımızda anımsayacağız eskileri…
***
Biz toplum olarak bazı değerlerimize sırtımızı döndük ne yazık ki…
Küstürdük onları…
Değerlerimizin değerini bilemedik…
Ve yerine başka kavramları koyduk bilinçsizce…
Ama dolmadı…
İçi boş kaldı…
Bugüne baktığımızda dünü özlememizin sebebi bu…
***
Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı bir şarkısında Yeni Türkü şöyle der:
“Aslında giden değil kalandır terk eden…
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten…”
Biz terk ettik onları…
Onlar da bu yüzden gittiler zaten…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE