Siz gönderin, biz yayınlayalım

  • DOLAR
    7,9701
    %0,41
  • EURO
    9,4633
    %0,76
  • ALTIN
    487,38
    %0,30
  • BIST
    1.191
    %-0,64
Güzel havalara hasret günlerde

Güzel havalara hasret günlerde

Havalar bir türlü ısınmayınca bugünlerde dilime pelesenk olan Orhan Veli’ nin şiiri ile sözlerime başlamak istedim:

“Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada âşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.”

 

Derken tam da bunun üzerine sevginin ölçüsüz, hesapsız olduğunu anlatan çok güzel bir öykü ile karşılaşınca da bunu da sizler ile paylaşmadan duramadım doğrusu:

 

“Hava sıcak… Ufuklar sarı… Ve zaman yuvarlanamayan koca bir kaya gibi!..

İki ayak şu yöne ve iki ayaksa bu yöne doğru toprakta izler bırakırken, karşılaşırlar…

Tesbihi elinde, dudakları kıpırdayan derviş; başını kaldırıp, güneş tarafından gelen karaltıya bakar, kısılmış gözleriyle…

Yazması başında savrulan, alnında ter damlacıkları parlayan bir genç kızdır gelen, al al olmuş yanaklarıyla… Ucundan tuttuğu eteğinin içi doludur ve tepe bayır aşarak hızlı hızlı yol almaya çalışmaktadır…

Derviş, meraklanır onu görünce…

-“Nereye gidiyorsun böyle” diye sorar kıza… “Ve ne taşıyorsun kucağında?”

Durur kızcağız. Şöyle bir soluk alır… Taaa uzaklara bakar sonra. Bir noktaya takılır gözü. Elini uzatarak;

-“İşte orada” der… “Oradaki tarlada sevdiğim çalışıyor. Ona elma götürüyorum…”

Derviş bir uzağa bakar, bir iyice doldurulmuş eteğe…

-“Kaç tane bu elmalar” diye sorar…

Bir yandan dudağını büküp omzunu kaldırır genç kız; “nerden bileyim” anlamında… Diğer yandan da heyecan kanatları tekrar açılır sırtında. Yürümeye başlarken büyük büyük gülümser…

Fakat bu defa o merak etmiştir; hayret ve şaşkınlık arası, sorar dervişe:

-“İnsan” der… “İnsan hiç, sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı?…”

Derviş kala kalır orada, öylece…

Topuklarından kumlar savrularak ufka doğru gittikçe ufalan genç kızın ardından bakakalır…

Yere çöker sonra…

Bir büyük taş alıp vurur üstüne;

Tesbihini kırar…”

Niye yalan söyleyeyim bir taraftan bu dünyalara bedel şiiri dinleyip o güzel havaların ne zaman geleceğini ve çamurdan kurtulup tozlar ile karşı karşıya kalıp hangisin daha evla olacağını düşünürken, sevginin bedelsiz, şartsız, karşılıksız olduğunu görüp kalemimi kıracak oldum…

Ne var ki derviş kendisine yeni bir tespih yapabilir ne var ki benim yeni bir kalem bulmak için arayışa girmemin bazılarını çok sevindireceğini düşünerek bu girişimimi başka bir bahara ertelediğimi söylemeden geçemeyeceğim…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE