İNGİLTERE

İNGİLTERE
09 Şubat 2015 Pazartesi - 1000 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

1800 yılından ta ki 2.ci dünya savaşına kadar dünyada gelişen her olayın altında yer alıp dünyanın şekillenmesinde bir nevi tek söz sahibi olan  , 2.ci dünya savaşından sonra bir nevi Amerika Birleşik  Devletlerine bu görünen vazifesiniv devretmiştir.Bu devrediş aslında bir görünürlükten ibaret olup , 2.ci dünya savaşından sonra her daim Amerika birleşik devletlerinin yanıbaşında olup fakat öncelik rolü amerikada olmak kaydı ile kendisi herzaman perde gerisine itmiştir.

2.ci dünya savaşında ; Filistinde kurulacak olan İsrail devletine nufus edinme kasdı ile dünya Yahudi kongresinde Teodor Herzl’in çağrısına kulak tıkayan Yahudi milleti , Filistine gitmemekte direnince Dünya Yahudi enternasyonali Sermaye güçleri ile el altından Hitlere destek olup ve mali açıdan kesenin ağzını açıp , Orta avrupadan Yahudilerin kovulması için baskı ve zulum hatta ve hatta katliam yaptırarak , bu zülümden kaçan Yahudileri de,  İngiliz Başbakanı CHURCİLL’in aracılığı ile ,gemilerle Filistin’e taşıyarak nüfus dengelemesini yaptırmış ,2.ci Dünya savaşının bitiminden 3 yıl sonra da  1948’de İsrail devletini kurdurup, bağımsızlığını ilan etmişlerdir.

Her daim bilinmelidir ki bir devletin bölgesinde söz sahibi olunması için birinci derecede istihbaratının güçlü olması ve bu istihbari bilgi akışı ile olayların değerlendirilmesinde ve olaylara doğru müdahale ile mümkün olmaktadır.

Kabul edelim ki dünya üzerinde Amerika’nın CIA sı üzerinde dünyada istihbarat akışını en iyi sağlayan başka bir teşkilat yoktur desek yalan olmaz.Fakat bunun paralelinde müttefik olarak ,İngiltere’nin MI5’i  yabana atılacak kadar en az CIA kadar dünyada etkin bir rol oynamaktadır.İsrail’in Mossad’ı zaman zaman CIA ile iş tutsa da , sadece CIA ile sürekli iş tutan sadece MOSSAD değil buna MI5’i de ekleyebiliriz.

1.ci ve 2.ci körfez harekatında Amerika Birleşik devletleri ordusu Irak’a girdiğinde, iki harekatta da yanında müttefiği İngiliz orduları ile birlikte hareket ederek Irak’ı işgal etmişler fakat harekatta sürekli Amerika anılır olup İngiltere harekatın içinde olmasına rağmen geri planda kalmıştır.

Bizim temel yanılgımız, Amerikan patentiyle gelenlerin birçoğunun İNGİLİZ olduğunu görememektir! Mesela NATO’yu kuran akıl da İNGİLİZ’dir! Ünlü İngiliz Lordu  “Rusya’yı dışarıda, Almanya’yı alaşağı edilmiş halde, Amerika’yı da içeride tutmak için NATO kuruldu!” demiştir!

Yani Amerika’ya atfettiğimiz birçok oluşumun arkasında görünmeseler de İngilizler vardır! Çünkü akıl ve büyük devlet tecrübesi onlardadır! Zaten bunun karşılığı sadece OSMANLI’da vardı! Bu nedenle yok etmediler mi? Üç kıtada hüküm süren Osmanlı’yı ateşe vermediler mi?

Osmanlıdan sonra ortadoğuyu cetvelle çizer gibi sınırlarını belirleyip ,irili ufaklı emirlik devletleri ile petrol bölgesi orta doğu ile özel bir ilgi ve alaka ile birinci ve ikinci dünya savaşında ortadoğu’da söz sahibliğini elinden bırakmamış ve körfez harekatlarında da ABD’nin hemen yanı başında ilk ortak olarak harekata katılarak bölgeyle hiçbir zaman alakasını kesmemişlerdir.Adeta  ingiliz Başbakan CHURCİLL’in ;’’ BİR DAMLA PETROL , BİR DAMLA KAN …’’  tezinin haklılığını dünya ya deklare eder gibi ,,,,

Bilmek gerektir ki ; dünyada devletlerinin menfaati için teşekkül edip dünya milletlerinin menfaatine hizmet edecek olan birlikler ve oluşumların hepsi her ne kadar büyük şeytan dediğimiz ABD’ye hizmet eder gibi gözükse de özünde İngiliz kraliyetinin çıkarlarına hizmet etmekten öteye bir başka emel ve gayesi yoktur.Bu oluşumlara belki abartı denilebilir ama NATO’dan tutup , Birleşmiş milletler,Avrupa Birliği ve buna benzer oluşumları da ekleyebiliriz.Ha bu arada şunuda ekleyeyim Avrupa birliği dedimde aklıma geldi, Türkiye’yi AB kapılarında bu kadar süründürmelerinin sebebi , Türkiye’nin yıllardır zaten Londra’nın politikalarının paralelinde bir politika geliştirdiğinden, AB’ye alıp da bir daha kontrol etme ihtiyacı hissetmeye gerek duymadıklarındandır, Fakat bu hesab son zamanlarda sekteye uğradı gibi ki var güçleri ile her yönden yüklenmekteler .Acaba bunun nedeni yıllardır paralellik arzeden politikaların yöndeğiştirmesi olabilir mi , işte ülkedeki iç siyasetteki gelişmelerden tutun da sosyal gelişmeleri de katarak bu cevaba bağlamak gerek ,bilmem anlatabildim mi ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.