KÜLTÜREL YABANCILAŞMA

KÜLTÜREL YABANCILAŞMA
09 Mayıs 2012 Çarşamba - 1889 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

“Hadi biraz geriye gidelim. Çok değil.  10–15 yıl öncesine. Hani bayramlarda anne babamızla akrabalarımızı ziyaret ettiğimiz, sokakta öğretmenimizi görünce yarı saygı yarı korkuyla yolumuzu değiştirdiğimiz “eti senin kemiği benim”li günlere. Sıcak ekmek almak için sıcak ekmek kokuları arasında fırında saatlerce sıra beklediğimiz, “müsaitseniz bu akşam babamlar size gelecek” günlerine. Hani patlak topun ardında, dilimiz dışarıda akşamlara kadar seyrettiğimiz, leblebi tozu şeker yediğimiz ya da ilk sigaramızı yan mahallede oturan amcalardan dahi sakladığımız dönemler. İnternetsiz ama bol arkadaşlı, televizyonsuz ama Ayhan IŞIK oynayan yazlık sinemalı günler. Mahallenin namusunun ağabeylerden sorulduğu dönemler. Yerli malı haftası kutladığımız zaten “ gâvurun” da malını bilmediğimiz zamanlar. Ayda yılda bir girerdi evlerimize o muz. Ama ne kadar lezzetli ne kadar hoştu. Kokusu hala burnunuzda değil mi? Hiç bakkal amcadan borcuna Arap kız çikolatası almadınız mı? Şans-kader-kısmet oynamadınız mı son paranızla? Çamlıca gazozunu 3 arkadaş paylaştığımız günler. Babamızla bayram namazına gittiğimiz, namazda bile aklımızı kemiren evdeki bayramlık ayakkabıyı düşündüğümüz günler. Ailece bayram kahvaltıları, şehrin anıtındaki bayrak törenleri, 10 dakika önce “arka mahalle çocuklarıyla kavga ettiğimiz ama 10 dakika sonra aynı çocuklarla mahalle maçı yaptığımız günler. Ne güzeldi değil mi o günler? Türkiye Türkiye idi biz de en az babamızın hatta dedemizin çocukluğu kadar çocuktuk ve TÜRKtük. Her şey bize aitti, bize uygundu BİZDİ. Ne değişti? Ne oldu? Nasıl biz artık BİZ değiliz? Neden çocuklarımız bizim çocukluğumuz kadar, biz de babalarımız annelerimiz kadar kanaatkâr ve mutlu değiliz. Birileri bir şey yaptı. Sihir bozuldu. Artık topaç çeviren yok. Arka mahallenin arsasında bina var. Arka mahallenin çocuklarıyla çocuklarımız internet salonlarında sigara dumanında “Street Fighter” oynuyorlar. Sokaklarımızda “abiler” yok artık bize doğruyu yanlışı gösteren. Bayramlar anlamını yitirdi. Ayhan IŞIK ebediyen öldü. Çamlıca gazozu da eski tadında değil. Hatta bayrak törenlerini izleyen çocuklar bile yok artık.”

Değişen zaman gelişen teknoloji bilhassa bizi kültürel yaşamımızdan biri hayli uzaklaştırdı k, İnsanlarla kurduğumuz yakın ilişkiler artık birincil değil ikincil ilişkiler aldı yerini gelişen teknoloji kültürel yozlaşmanın ve kültürel asimilasyonun başında geliyor çağın gereklerine uygun olarak yapılan birçok yenilik neredeyse insan ilişkilerini sonlandırır duruma gelmiş durumda. Geçmişimizle ilgili bir olaydan bahsederken eskiden sözcüğüne hasret kalırız. Bazen eskileri o kadar çok ararız ki sormayın…

Hayatın tadı tuzu eskilerde kaldı deriz, bazen; gerçekten de öğle, insanlar bir araya gelir kültürü yaşatırlarmış; bazen uzun kış gecelerinin vazgeçilmezi sazlı sözlü türküleri, oynan oyunlar,  köy tadında eğlencelere o kadar hasret kaldık ki, bilhassa, türkülerimize o kadar uzak kaldık ki, türkülerin tadını unuttuk deyim yerindeyse türküler bizim acılarımızı, Sevinçlerimizi, yaşantımızı derleyerek oluşturulan vazgeçilmez değerlerimizdir. Toplum olarak yüzyıllardır atalarımızın derleyerek zenginleştirerek bugünlere getirdiği bu kültüre sahip çıkamadığımız için bazen bir yurttaş utanıyorum.  Anadolu içinde birçok kavime ev sahipliği medeniyetlerin ortak bir noktası olmuş bağrında birçok ulusu, birçok kültürü, birçok etnik kökenli, farklı dini kökenli insanları barındırmış bir memlekettir Anadolu. Anadolu acıların sevinçlerin duyguların harman olduğu topraklardır. Bu topraklarda öğle yazarlar, şairler, halk ozanları yetiştirdi ki, onları dinledikçe bazen hüzünlenir, bazen güleriz biz Anadolu’yu, insanı sevmeyi, Yunus Emreyle, Mevlana’yla, Hacıbektaş Veli ile öğrendi.Bizler Dadaloğlu’nun, Karacaoğlan’ın, Âşık Veysel’in, Mahsuni Şerifin türküleriyle büyüdük. Anadolu’nun bağrında bu halk ozanlarının türküleriyle, büyüdük. Anadolu’nun yetiştirdiği halk ozanlarına biz toplum sahip çıkamadık, Geçtiğimiz günlerde YerköyÂşıklar Derneğinin düzenlediği “iki saz iki söz “halk konserini dinlemeye gittim.Konser Yerköy Belediyesi konferans salonunda gerçekleşti. Küçük bir konferans salonu olmasına rağmen o koltuklar dolmadı ne kadar acı değil mi? Halk ozanları bu olayları dile getirirken sitem etmelerini ben doğru buluyor ve destekliyorum toplum olarak o kadar yozlaştık ki, okula gitmeyen bir çocuğa tanıdığın şarkıcıların ismini söyleyin deseniz?  Çocuğun sayacağı isimler May kıl Çeksin, Madonna, Şakira… Vb. isimler sayacak Bizler kültürümüze o kadar Fransız kaldık ki anlatamam bazen kültürümüzü kabul etmiyoruz üstelik bu kadar da pişkinlik olmaz. Kültürel bir yozlaşmanın eşiğine geldiğimizi dinlediğimi, anlamını bilmediğimiz yabancı müziklerden anlayabilirsiniz. Toplum değerlerimizin ayaklar altına alınmasına müsaade etmeyin kültürel çölleşmeye meydan vermeyelim toplum olarak değerlerimize sahip çıkılması yönünde çalışmalar yapılmalı eskilerden bahsederken özlemi eskilerle anmayalım geleceğimizi kültürümüzle şekillendirelim

Türkiye artık eski Türkiye değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.