Tüketim Sevdası…

Tüketim Sevdası…
05 Ekim 2011 Çarşamba - 4241 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

İnsanoğlu ilk çağlardan beri doğası gereği tüketim sevdasına gönül verip her geçen sürede bu tüketim sevdasını artırarak yoluna devam etmektedir.

Şu haliyle acınacak durumda olan insanoğlu doğasını nasıl daha fazla kirletir, nasıl daha fazla tüketirim hesaplarını yapmakla ilgilenmektedir. İnsanlar kendisini gereksiz meşgaleler bulup yersiz harcamalarını azaltmak yerine hepsini ihtiyaç kılıfını giydirip olayı masumane göstermekten kendisini alamaz.

Gelin insanlığın tüketim macerasını analiz edelim. İnsanların ilk anda üretilen icatların veya keşfedilen bir bilginin başta çok faydalı olsa bile ileride geriye dönülmez hayati sonuçlar doğurduğuna şahit oluruz insanoğlu ilkçağlardan beri yabani hayatın bir gereği olarak hazır bitkilerle ve doğada avlayabildikleri hayvanlarla beslenip bulundukları yerleri tükettiler.

Zaman ilerledikçe insanoğlu tarıma yönelmeye başladı. Doğal hayatın kendisine yetmeyeceğini anlayan insanoğlu bunun bilincine varıp doğa ana dan beklemek yerine üretme yoluna gitmiş. Gelişecek olan tarım felaketinin ilk adımını da atmışlar.

Doğadaki madenleri keşfedip işlemeye başlayan insanoğlu hızlı bir tüketme yolunda önemli adımların atılmasına vesile olmuştur. Madenlerin işlenmesiyle birlikte koskoca endüstrilerini kurulması tüketim denen illetin artık yavaş yavaş damarlarda dolanmaya başlamıştır.

Tüketmenin doyulmaz tadı alınmış bir kere her geçen gün tüketilecek yeni bitkiler bulunup tüketilmiştir. Tüketimi zamana göre tasniflendirsek karşımıza nasıl korkunç bir tablo çıkacağını değerlendirelim;

Kâğıdın keşfedilmesiyle gereksiz yere binlerce yere ağaç katliamdan geçirilmiş ağaç katliamına kimse bir şey demeyecek çünkü üretilen kâğıdın küçük bir kısmı faydalı işlere yaradığı için diğer büyük gereksiz kâğıt tüketimine kimse karışamazdı.

Bu arada devletler fazla tüketim için birbiriyle savaşmaya başlamışlar her savaş bir ordunun yok olmasıyla bitmiyor, savaş sonunda şehirler yağmalanıyor ve dökülen onca kanın yanına uzun yıllar elde edilen kültürel miras da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmak durumunda kalmıştır.

Dünyanın ilk ve en büyük kütüphanesi İskenderiye kütüphanesini bile tüketmekten bile kendini almıyordu artık insanlık.

17. yüzyılda tüketimde bir çağ açılmıştır. Çünkü insanlık sanayi devrimini gerçekleştirmiştir. Tüketime giden yolda büyük bir mesafe alınmıştı. Kanunlar, savaşlar, ihtilallar artık tek bir amaç için yapılmıştır. Bu kutsal gaye için devletler birbirini sömürmeye bile başlamış.

Daha fazla tüketmek için herkes şuursuzca üretmeye başlamış ve durdurulmayacak bir hal alınmıştır. 18,yüzyılda tüketim açısında yeni bir devir açılıyordu. Dünyada üretimin büyük çoğunluğunun tüketecek çevreyi ve doğal hayata en fazla tahribatı verecek olan ABD resmen kurulmuştu. ABD yeni kuruluşunda yerel halkı tüketerek nasıl bir olacağının sinyalini vermiştir.

19.yüzyılda ise dünya nüfusu 1 milyara ulaşmıştı. Hızlı nüfus artışıyla yeni ihtiyaçlar kaçınılmaz olmuştur. Gelecekteki tehlikenin farkında olmayan insanoğlu doğal hayatı tahrip edip üretmekte hiçbir sakınca görmüyordu.

19. yüzyılda insanlık bir ilke imza atarak yanmalı motoru keşfedip havayı tüketmeyi kolaylaştırmış bununla yetinmeyip petrolü kullanıp insanlığı yok etme yolunda amaçlarına ulaşma noktasına gelmiştir.

Petrolün ileride değerli olacağını uğruna savaşlar çıkarılacak kadar vazgeçilmez olacağını?

20.yüzyılda ağır sanayi gelişme göstermiş bilimsel çalışmaların ilerlediği bir süreçtir. Zaman değiştikçe insanlığın sonu yaklaştığının habercisidir. Atom bombasının keşfedilip ve bunun kullanılması tam bir insanlık faciasıdır. Doğal çevreyi insanlığı hedef alan canlı yaşamını silip götürüyordur. Ardından nükleer santrallerinin kurulması ve santrallerin patlaması insanlığı yok olma eşiğine getirmiştir.

21.yüzyılda yani içinde bulunduğumuz zaman diliminde genetiğin şifresinin çözüldüğü müjdeleniyordu. Doğal yaşama laboratuar ortamlarında müdahale ediliyor. Yapay tohumlar genetiği değiştirilerek elde edilmiş ürünler ortaya çıkacaktı. İnsanlar doğal hayatı tüketmekle kalmıyor bilgisayar, televizyon, elektronik aletlerle tanışıp zamanının büyük bir kısmını da boşa tüketiyor içinde bulunduğumuz zaman ise çılgınlıkla yan yana kullanılacak kadar ciddi boyutlara ulaşmıştır. Dünya üzerinde 2 milyar tüketici insan yaşamaktadır.

Afrika da 350 milyon insan günde 1 dolar bulamazken dünyada makyaja yılda 20 milyar dolar para harcanmaktadır. Tüm dünyada açlığın bitmesi için gerekli olan 20 milyar dolar ABD ve Avrupa da hayvan maması olarak kullanılmaktadır. Dünyada tüm çocukların aşılanması için gerekli 1,5 milyar dolar insanlık bulamazken, Avrupa da her yıl 11 milyar dolarlık dondurma tüketmektedir.

Kentlerde otomobiller, santraller ve benzeri hava kirleticiler yüzünden dolayı yılda 800 bin insan hayatını kaybetmemektedir. Dünyada her yıl 60 milyondan fazla insan kır yaşamını terk edip kent yaşamının tercih ediyor.

Kendimiz ve gelecek nesiller için “tüketim çılgınlığını” “tüketim bilgeliğine dönüştüren bir toplum olmadıkça bu utanç tablosunun bir parçası olmaktan ileri gidemeyeceğimizin farkında olmalıyız  daha temiz bir insana yaraşır bir çevrede yaşamamızın yanında; sosyal, mali ve toplumsal huzur açısından fayda sağlayacaktır.

“Tüketim Sevdası…” için bir cevap

  1. t.büyükdağ dedi ki:

    mehmet akıncının yazılarını sürekli olarak takip ediyorum özellikle gündeme ilişkin konular üzerinde yazılar yazmasını istiyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.