Yarısı kutlanan Cumhuriyet Bayramı

Yarısı kutlanan Cumhuriyet Bayramı
03 Kasım 2011 Perşembe - 1618 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Bayram deyince insanın içini şöyle bir tatlı telaş, koşuşturma, neşelenme, barış ve sevgi doldurur.
Bayramlar, aynı millet ve aynı dinden olduğumuzu yani Türk ve Müslüman olduğumuzu anlatan, hatırlamamıza, kutlamamıza vesile olan oldukça güzel günlerdir.
Özellikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olmak üzere eni topu 4 milli, Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere 2 dini bayramımız bulunmaktadır.
Milli bayramlarda televizyon ve radyolardan yayınlanan marşlar içimizin coşmasına neden olur, Anıtkabir ve Şeref Defterinin yazılmasından sonra stadyuma yetişmek için sabırsızlanırdık.
Akşamları da özellikle 29 Ekimlerde halkın fener alayları, bürokratların ise Cumhuriyet Balolarına katılmaları, resepsiyonlarda yer almaları nerede ise 100 yıla yakın bir süredir devam etmekteydi.
Dini bayramlar ise yüzlerce, binlerce yıldır kutlanmakta, erkenden yeni kıyafetler, ayakkabılar giyilmekte, mezarlıklar ve büyüklerin ziyaretinden sonra elde edilen harçlık ganimetleri oyun parklarında, şekerlemecilerde eritmek üzere yola konulunurdu.
Son yıllarda değişen, dejenere olan bir çok değerlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz gibi bunlarda değişmeye, tatiler, yazlıklarda, otellerde, yurt içi ve dışı turlarda değerlendirilmeye başlandı. Kısa yoldan cep telefonlarından ve internetten “Gökteki güneş ve yıldızlar kadar aydınlık… Melekler gibi temiz…” gibi yazan kişi ile de uzaktan yakından ilgisi olmayan manileri kapsayan mesajlar ile geçiştirilmeye başlandı…
Milli bayramlardan hükümeti en çok rahatsız edeni ise herhalde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının anma kısmı gerçekleştirildi – ki o kadarına henüz cesaret edemediler- kutlama kısmı 28 Ekim günü yasaklandı.
Bunun nedeni olarak da 24 şehidimiz ile Van’ daki depremde ölen 596 vatandaşımız ve yaralı 4152 vatandaşımız gösterildi. 29 Ekim neden kutlanıyordu, Kurtuluş Savaşı’ nda verilen şehitlere sevinmemiz değil, bunun Cumhuriyet’ in ilanına vesile olması değil miydi?
Bu karar bir ilk mi idi?
İlk olmadığını, DSP Eski Genel Sekreteri ve İstanbul Eski Milletvekili Süleyman Yağız’ dan öğreniyoruz. 17 Ağustos 1999’ un yaşandığı yıl resmi rakamlara göre 30 bin, gayrı resmi rakamlara göre ise 45-50 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve askerlerin büyük görevler alması nedeni ile Genelkurmay Başkanlığının önerisi ile 29 Ekim ve 30 Ağustos o yıl için kutlanmamıştı.
Peki buna karar veren Ecevit, Cumhuriyet karşıtımı idi?
Bunu tasavvur etmek bile imkânsız…
Kutlamayınca ne oldu?
Türk Milleti, İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne, Bursa, Mersin, Bolu, Eskişehir, Kırklareli, Adana, Zonguldak, Manisa, Sinop, Uşak, Bodrum, Karaman, Tekirdağ Çorlu gibi bir çok ilimizde oldukça görkemli bir şekilde bu güzel ve anlamlı bayramımızı kutladılar.
Aynı gece baş ve diğer vekillerimiz ne yaptılar?
O düğün senin bu düğün benim oradan oraya koşturup durdular ve yaslarını tuttular. Bu konuda yazılarını her zaman takdir ettiğim Sayın Bekir Coşkun’ un Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı yazıyı alıntılamak istiyorum:
“Hassasiyet Düğündeydi…
Kafa kafaya verdiler, “deprem nedeniyle hassasiyet yaratır” gerekçesiyle Cumhuriyet Bayramı’nın yarısını kestiler…
Acılı günde ayıp olmasın diye…
Hassasiyetten…
*
Ve koştular düğüne…
İktidar “hassasiyet” nedeniyle Cumhuriyet törenlerini iptal ettiği akşam, üç düğüne birden gitti, saz heyeti yetişemez…
Birinci düğün; Atakule salonlarındaydı…
Medya koştu…
Ama medyaya kapalıydı…
Hassasiyet olmasın çünkü…
İkinci düğün; birinci düğünün peşinden ATO salonunda…
Yetişti bizim çocuklar peşlerinden…
Hassasiyet önce varmıştı…
Medyayı almadılar…
Üçüncü düğün; ikinci düğünün arkasından Sheraton Oteli salonunda…
Devleti yönetenler oradaydı…
Hassasiyet de orada olduğu için, millet görsün istemediler…
Kapılar medyaya kapatıldı…
*
“Nikâhlar için gün alınmıştı, iptal etmek olmazdı” dedi hassasiyet…
İyi ama…
88 yıl önceden gün alınmıştı…
Asla bir eğlence olmayan, Cumhuriyetimizi halkın katıldığı törenlerle kutlamak, anmak, yaşamak niçin iptal edilebildi?..
*
Bence iyi de oldu…
Hassasiyetin engeline karşın, en anlamlı Cumhuriyet Bayramı kutlandı… Sokaklarda, caddelerde, meydanlarda, çarşılarda…
Evlere bayraklar asıldı, çiçeğini alan anıtlara koştu, çocuklar küçük bayrakları ile annelerinin elinden tutup çıktılar…
Ankara ayaktaydı…
İzmir coştu…
İstanbul’da on binler yürüdü…

Tüm kentlerde eskisinden daha coşkuyla kutlandı Cumhuriyet…
*

En güzel Cumhuriyet Bayramı’ydı bence…

Çünkü sadece yüreğinde Mustafa Kemal ve Cumhuriyet sevgisi olanlar katılabildiler… Cumhuriyeti yıkmak isteyenler, onun ilkelerini tekmeleyenler iyi ki gelmediler…

Sırf Cumhuriyetin koltuklarında oturdukları için oraya gelip duranlar yoktu…
İkiyüzlülük gözükmedi…
Sahtecilik sırıtmadı…
Riyakârlık orada değildi…
*
Güzel bir bayram oldu yani…
Kutlu olsun…”
Bence de…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.