HABER GÖNDER

  • DOLAR
    8,5382
    %0,75
  • EURO
    10,1231
    %0,82
  • ALTIN
    495,12
    %0,28
  • BIST
    1.432
    %1,27
Peygamber efendimiz konulu bilgi kültür yarışması yapıldı

Peygamber efendimiz konulu bilgi kültür yarışması yapıldı

   

2011 Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Hz. Muhammed (S.A.V)” konulu ilköğretim okulları arası bilgi – kültür yarışması Yerköy Sağlık Meslek Lisesi Spor salonunda yapıldı.
Yerköy İlçemizde faaliyet gösteren ilköğretim okullarından üç öğrencinin katıldığı yarışmada öğrenciler Peygamber Efendimizin (S.A.V) hayatını, örnek ahlakını ve şahsiyetini kapsayan müfredat konularından yirmi soru yöneltildi.
20 sorudan 19’unda doğru cevap veren 80.Yıl Yerköy İlköğretim Okulu yüz 90 puanla yarışmanın galibi ve ilçe birincisi oldu.
18 doğru cevap veren iki okul olduğu için yarışma sonunda yedek sorulara geçildi.
Yedek sorular sonucunda Reşat Akyön İlköğretim Okulu bir doğru fazlasıyla ikinci Namık Kemal İlköğretim Okulu ise üçüncü oldu.
Yarışma da birinci olan 80.Yıl Yerköy İlköğretim Okulu’nun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Halit Arapoğlu “ Peygamberimizin hayatını konu alan bir yarışmada ilçe birincisi olduklarından dolayı çok mutlu olduklarını, böyle büyük bir başarıyı elde eden öğrencileriyle gurur duyduklarını” belirtti.
Arapoğlu, “Yozgat’ta yapılacak il finalinde de öğrencilerimizin ilçemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine ve güzel bir sonuçla döneceklerine inandıklarını” söyledi.
Yarışma da birinci olan öğrenciler 21 Nisan 2011 Perşembe günü 10.30 da Yimpaş AVM konferans salonunda düzenlenecek olan “ Peygamber Efendimiz konulu Bilgi – Kültür Yarışmaları İl Finali ” ne katılmaya hakkı kazandılar.
Haber: Yerköy Gazetesi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorum yapılmamış

  1. Türkiye de Evrim tartışılması dahi yapılamazken , bugün İran da dahi evrim okutuluyor.

  2. insanın ne olduğunu anlayan,hiç maymuna insanı isnad edermi!
    Üçüncü Meyve
    Zîşuura, bilhassa insana bakar,
    Evet, sırr-ı vahdetle insan,
    bütün mahlûkat içinde büyük bir kemal sahibi
    ve kâinatın en kıymettar meyvesi
    ve mahlûkatın en nazenini ve en mükemmeli
    ve zîhayatın en bahtiyarı ve en mes’udu
    ve Hâlik-ı âlemin muhatabı ve dostu olabilir.
    Hattâ bütün kemâlât-ı insaniye ve beşerin bütün ulvî maksatları tevhidle bağlıdır ve sırr-ı vahdetle vücud bulur.
    Yoksa, eğer vahdet olmazsa, insan
    mahlûkatın en bedbahtı
    ve mevcudatın en süflîsi
    ve hayvanatın en biçaresi
    ve zîşuurun en hüzünlüsü
    ve azaplısı ve gamlısı olur.
    Çünkü, insan
    nihayetsiz bir aczi
    ve nihayetsiz düşmanları
    ve hadsiz bir fakrı
    ve hadsiz ihtiyaçları bulunmakla beraber,
    mahiyeti öyle çok
    ve mütenevvi âlâtla
    ve hissiyatla teçhiz edilmiş ki,
    yüz bin çeşit elemleri hisseder
    ve yüz binler tarzlarda lezzetleri zevk ederek ister.
    Ve öyle maksatları ve arzuları var ki,
    bütün kâinata birden hükmü geçmeyen bir zat o arzuları yerine getiremez.
    2.şuadan-şualar kitabı.
    Meselâ, insanda
    gayet şedit bir arzu-yu beka var.
    ınsanın bu maksadını öyle bir zat verebilir ki,
    bütün kâinatı bir saray hükmünde tasarruf eder.
    Bir odanın kapısını kapayıp,
    diğer bir menzilin kapısını açmak gibi
    kolay bir surette dünya kapısını kapayıp
    âhiret kapısını açabilsin.
    Beşerin bu arzu-yu beka gibi
    ebed tarafına uzanmış
    ve aktar-ı âleme yayılmış binler menfî
    ve müsbet arzular var ki,
    onları vermekle beşerin iki dehşetli yaraları olan
    aczini ve fakrını tedavi eden zat ise,
    ancak sırr-ı vahdetle bütün kâinatı kabzasında tutan Zât-ı Ehad olabilir.
    Hem beşerde,
    kalbinin selâmetine ve istirahatine ait öyle incecik ve gizli ve cüzî matlapları
    ve ruhunun bekasına ve saadetine medar öyle büyük ve muhit ve küllî maksatları var ki,
    onları öyle bir zat verebilir ki,
    kalbin en ince ve görünmez perdelerini görür, lâkayt kalmaz.
    Hem en gizli ve işitilmez gayet mahfî seslerini işitir, cevapsız bırakmaz.
    Hem, semavat ve arzı,
    iki mutî nefer gibi emrine musahhar ederek küllî hizmetlerde çalıştıracak derecede muktedir olabilsin.
    Hem insanın bütün cihazatları ve hissiyatları, sırr-ı vahdetle gayet yüksek bir kıymet alırlar ve şirk ve küfür ile gayet derecede sukut ederler.
    Meselâ; insanın en kıymettar cihazı akıldır.
    Eğer sırr-ı tevhidle olsa, o akıl,
    hem ılâhî, kudsî defineleri,
    hem kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtarı olur.
    Eğer şirk ve küfre düşse, o akıl, o halde geçmiş zamanın elîm hüzünlerini
    ve gelecek zamanın vahşî korkularını
    insanın başına toplattıran meş’um
    ve sebeb-i tâciz bir âlet-i belâ olur.
    Hem meselâ: ınsanın en lâtif ve şirin bir seciyesi olan şefkat
    , eğer sırr-ı tevhid onun yardımına yetişmezse,
    öyle müthiş bir hırkat,
    bir firkat,
    bir rikkat,
    bir musibet olur ki,
    insanı
    en bedbaht bir dereceye indirir.
    Tek bir güzel yavrusunu ebedî kaybeden bir gafil valide,
    bu hırkati tam hisseder.
    Hem meselâ: ınsanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet,
    eğer sırr-ı tevhid yardım etse,
    bu küçücük insanı,
    kâinat kadar büyüttürür
    ve genişlik verir
    ve mahlûkata nazenin bir sultan yapar.
    Eğer şirk ve küfre düşse -el’iyâzû billah! -öyle bir musibet olur ki,
    mütemadiyen zeval ve fenâda mahvolan hadsiz mahbuplarının ebedî firaklarıyla biçare kalb-i insanîyi her dakika parça parça eder.
    Fakat, gaflet veren lehviyatlar, muvakkaten iptal-i his nev’inden zahiren hissettirmiyor.
    şualar-2.şua-üçüncü meyve kısmı
    Birde asayı musadan-7.meselede geçen şu insan tarifine bakan EVRıME HıÇ ıNANIR MI?
    Hem madem gözümüzle görüyoruz ve aklımızla anlıyoruz ki;
    ınsan
    şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi,
    Ve hakikat-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi,
    Ve kâinat Kur’ân’ının âyet-i kübrası,
    Ve ısm-i âzamı taşıyan âyetü’l-kürsîsi,
    Ve kâinat sarayının en mükerrem misafiri,
    Ve o saraydaki sair sekenelerde tasarrufa mezun en faal memuru,
    Ve kâinat şehrinin zemin mahallesinin bahçesinde ve tarlasında, varidat ve sarfiyatına ve zer’ ve ekilmesine nezarete memur,
    Ve yüzer fenler ve binler san’atlarla teçhiz edilmiş en gürültülü ve mes’uliyetli nâzırı,
    Ve kâinat ülkesinin arz memleketinde, Padişah-ı Ezel ve Ebedin gayet dikkat altında bir müfettişi, bir nevi halife-i arzı,
    Ve cüz’î ve küllî harekâtı kaydedilen bir mutasarrıfı,
    Ve semâ ve arz ve cibâlin kaldırmasından çekindikleri emanet-i kübrâyı omuzuna alan,
    Ve önüne iki acip yol açılan, bir yolda zîhayatın en bedbahtı ve diğerinde en bahtiyarı,
    Çok geniş bir ubudiyetle mükellef bir abd-i küllî,
    Ve Kâinat Sultanının ısm-i âzamına mazhar ve bütün esmâsına en câmi bir aynası, ve hitabât-ı Sübhâniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hassı,
    Ve kâinatın zîhayatları içinde en ziyade ihtiyaçlısı,
    Ve hadsiz fakrıyla ve acziyle beraber hadsiz maksatları ve arzuları ve nihayetsiz düşmanları ve onu inciten zararlı şeyleri bulunan bir biçare zîhayatı,
    Ve istidatça en zengini,
    Ve lezzet-i hayat cihetinde en müteellimi ve lezzetleri dehşetli elemlerle âlûde,
    Ve bekaya en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstehak ve devamı ve saadet-i ebediyeyi hadsiz dualarla isteyen ve yalvaran ve bütün dünya lezzetleri ona verilse, onun bekaya karşı arzusunu tatmin etmeyen,
    Ve ona ihsanlar eden Zâtı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen çok hârika bir mu’cize-i kudret-i Samedâniye ve bir acûbe-i hilkat…
    Bugün ne kadar risalei nur okudum acaba?
    Okuyan zarar etmez Okuyalım imanımız artsın kara geçelim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE