Kendisini “Ahşabın hizmetkârı” olarak tanımlayan deneyimli usta, geleneksel motiflerle süslediği ürünleri sayesinde evini adeta bir sanat galerisine dönüştürdü.
1972 Yılında Başlayan Ustalık Yolculuğu
Ahmet Ay’ın ahşapla tanışması 1972 yılına dayanıyor. Ortaokul eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a giden Ay, burada bir mobilya ustasının yanında çırak olarak çalışmaya başladı.
Mesleğin inceliklerini zaman içerisinde öğrenen Ay, çıraklıktan kalfalığa, ardından ustalığa uzanan uzun bir çalışma hayatı geçirdi.
Yıllar sonra memleketi Çiçekdağı’na dönen usta, Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki evinin bahçesine küçük bir atölye kurarak ahşap işçiliğini sürdürme kararı aldı.
Yerköy ve Çiçekdağı’nın Kültürel Motiflerini Ahşaba İşliyor
Ahmet Ay’ın hazırladığı eserler yalnızca dekoratif ürünlerden oluşmuyor. Her bir çalışma, Anadolu’nun geçmişinden izler taşıyan kültürel bir değeri de temsil ediyor.
Ustanın atölyesinde Osmanlı dönemini hatırlatan sandıklar, özel işlemeli bastonlar, doğal ahşaptan hazırlanan süs eşyaları, geleneksel at arabası modelleri, ahşap tespihler ve kabak kemaneler bulunuyor.
Özellikle Yerköy, Çiçekdağı, Yozgat ve Kırşehir’e özgü kültürel motifleri eserlerinde değerlendiren Ay, geçmişte günlük yaşamın önemli bir parçası olan geleneksel ürünleri yeniden görünür hâle getirmeyi amaçlıyor.
Her eserin ortaya çıkışında farklı bir emek bulunduğunu belirten deneyimli usta, ahşap işçiliğinin yalnızca teknik bilgiyle değil, sabır ve kültürel birikimle de geliştiğini vurguluyor.
Evinin Bahçesindeki Atölye Sanat Galerisine Dönüştü
Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki mütevazı atölyesinde çalışmalarını sürdüren Ahmet Ay, yıllar içerisinde çok sayıda ahşap eser hazırladı.
Farklı dönemlere ait kültürel unsurları yansıtan bu ürünler, zamanla evinde geniş bir koleksiyon oluşturdu.
El işçiliğiyle hazırlanan sandıklardan işlemeli bastonlara, geleneksel müzik aletlerinden süs eşyalarına kadar pek çok eser, ustanın evini adeta küçük bir ahşap sanatları galerisine dönüştürdü.
Ay’ın çalışmaları, geleneksel el sanatlarının yalnızca geçmişe ait olmadığını, günümüzde de yaşatılabileceğini gösteriyor.
Ahşap Ustasının En Büyük Üzüntüsü: Çırak Bulamamak
Yarım asrı aşan meslek hayatında edindiği bilgi ve tecrübeyi gelecek nesillere aktarmak isteyen Ahmet Ay’ın karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, mesleği öğrenmek isteyen çırak bulamaması.
Geleneksel el sanatlarına yönelik ilginin azalmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Ay, gençlerin bu mesleklere yönelmesini ve kültürel değerlerin korunmasını istiyor.
Meslek hayatını anlatan Ay, şu ifadeleri kullandı:
“Ortaokulu bitirdim, İstanbul’a gittim. Mobilyacı yanında çırak, kalfa ve usta oldum. Boş gezmeyi kendime yakıştıramadım ve bu işlere yöneldim. Kendime çırak bulamıyorum. Geleceğe de bir anı bırakmak istiyorum. Bir kültürün hizmetkârı ve taşıyıcısıyım.”
Gelecek Nesillere Kültürel Bir Miras Bırakmak İstiyor
Ahmet Ay için ahşap işçiliği, geçimini sağlayan bir meslek olmanın ötesinde, geçmişten gelen kültürel değerleri koruma sorumluluğu taşıyor.
Yıllardır üretim yapmayı sürdüren usta, hazırladığı eserlerin gelecek kuşaklara Anadolu’nun geleneksel yaşam biçimini hatırlatmasını arzuluyor.
Özellikle Yerköy ve Çiçekdağı çevresindeki kültürel değerleri eserlerinde yaşatmaya çalışan Ay, el sanatlarının korunması için gençlerin bu alanlara ilgi göstermesinin önemine dikkat çekiyor.
Çiçekdağı’ndaki küçük atölyesinde üretmeye devam eden Ahmet Ay, ahşaba verdiği şekillerle yalnızca yeni ürünler ortaya çıkarmıyor; aynı zamanda yılların birikimini, emeğini ve Anadolu’nun kültürel hafızasını geleceğe taşımaya çalışıyor.
MUHABİR: Duran AKOĞUL
