Çocukluk dönemi, bireyin kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı en önemli dönemdir. Çocukların sosyal çevreyle olan ilişkisini belirleyen özgüven de bu dönemde gelişmeye başlar. Özgüven, bireyin kendine olan güven duygusudur. Özgüven duygusunun gelişmesindeki en önemli rol ise çocuğun anne ve babasıyla olan ilişkileridir.
Çocuğu önemseyen, ona değerli olduğunu hissettiren bir ilişki çocuğun da kendine olan güvenini arttırır. Ebeveynlerin çocuğa sevgi göstermesi, ona değer verdiğini hissettirmesi çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar.
Özgüvenin gelişimi sadece aile içinde sınırlı değildir. Çocuğun okulu, arkadaş çevresi ve öğretmenlerinin ona karşı olan destekleyici davranışları da özgüvenin gelişimi açısından büyük önem taşır. Özellikle öğretmenlerin çocuklara olan destekleyici yaklaşımları onların kendini daha rahat ifade edebilmelerini sağlar.
Erken çocukluk döneminde çocukların kendine güvenini arttırmak için çocuklara bazı şeyleri deneme fırsatı verilmelidir. Çünkü çocuklar bir işi kendileri başardığında ‘ben yapabilirim’, ‘ben başarılıyım’ duyguları da gelişir. Özellikle çocukların hatalar yaparak öğrenmesini sağlamak da onların özgüven gelişimi açısından çok önemlidir. Hata yapan öğrenciye kızıp onu eleştirmek yerine onun yanlışlarından ders çıkararak öğrenmesi ve bunu kolayca dile getirmesi sağlanmalıdır.
Çocukların sürekli eleştirilip başka çocuklarla kıyaslanması ise özgüven duygusunu olumsuz yönde etkiler. Bu tarz durumlarda çocuklar kendilerini yetersiz hissedip zamanla içe kapanık hale gelebilirler. Bu nedenle eleştirmek yerine destekleyici ifadeler çocuğun daha iyi hissetmesini sağlar. Ayrıca çocuklara küçük görevler verilmesi ve bazı durumlarda seçim yapmalarına fırsat verilmesi onların kendilerini önemli hissetmesini de sağlar.
Tüm bu olanların yanı sıra çocuklar sosyal medya ortamından da ciddi şekilde etkilenmektedir. Özellikle son yıllarda artan kendini başkalarına beğendirme çabaları ön plandayken çocuklar arasında bu durum dijital zorbalık boyutuna kadar ulaşmaktadır. Çünkü sosyal medya ortamlarında bireyler en iyi oldukları hallerini başkalarına gösterirler. Bu durumlarda da çocuklar kendilerini hep diğer insanlarla kıyaslama eğilimine girer. “Örneğin, ‘O mutluysa ben neden mutsuzum?’ gibi düşüncelere kapılabilir.” Ve sürekli bu tür paylaşımlara maruz kalan çocuklarda da kendini yetersiz hissetme düşüncesi ortaya çıkar.
Bu tarz olayların yaşanmaması için ebeveynlerin kontrolü bırakmaması şarttır. Öncelikle ebeveynler bu özgüven ortamını aile içinde sıkı tutmalıdır ki çocuk da kendini dış ortamlarda yetersiz hissetmesin. Daha sonra ise çocukların sosyal medya kullanımını kontrollü biçimde ele almalıdırlar. Böylece güvenilir bir ortamı kolayca sağlayabilirler. Tüm bunları göz önüne alırsak çocuğun özgüven gelişiminde ailenin olduğu kadar sosyal çevreyle olan ilişkiler, okul ve sınıf ortamı ve dijital ortamın da çok önemli payları vardır. Bu ortamlar çocuğun kendini en çok rahat hissetmesi gereken başlıca yerlerdir. İlk olarak en yakından başlanmalıdır ki temeli sağlam olsun.
Bu bağlamda da, çocukların özgüvenli bireyler olarak yetişmesinde en büyük sorumluluk ailelere düşmektedir. Aileler çocuklara sevildiğini ve ne kadar değerli olduklarını hissettirmelidir. Çünkü sevildiğini bilen çocuk kendini daha iyi hisseder.
Unutulmamalıdır ki temeli ailede atılan bu gelişim; çocuğun kendine güvenen, güçlü ve sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde büyük ve etken bir rol oynar.
Kaynakça:
TRT Çocuk. (2023, 2 Şubat). Çocuğa özgüven nasıl kazandırılır? Ebeveyn Akademisi. https://ebeveynakademisi.trtcocuk.net.tr/makale/cocuga-ozguven-nasil-kazandirilir-11912097
GÜNALP, A. (2007), Farklı Anne Baba Tutumlarının Okul Öncesi Eğitim Çağındaki buÇocukların Özgüven Duygusunun Gelişimine Etkisi ( Yüksek Lisans Tezi ). Selçuk Üniversitesi, Konya
