DİLimize de, DİNimize de sahip çıkalım…

DİLimize de, DİNimize de sahip çıkalım…
27 Şubat 2013 Çarşamba - 1323 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Atatürk’ün dediği gibi: “Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.”

Son günlerde gerek sanal âlemde gerekse gençler arasında DİL ve DİN üzerinde tartışmalar yapılıyor. Her zaman olduğu gibi tartışmayı bilmeyen ve hemen olayı başka yönlere çeken taraflar maalesef olayın özünden çok siyasi yönlerini ele alarak birbirlerini suçluyorlar Bu işi, taraf yaratmak ve bu tarafları birbirine düşürmek için kasıtlı ve organize bir şekilde yapanlar da az değil maalesef.

Yok sen daha dindarsın yok ben daha vatanseverim yok sen daha çağdaş ve moderensin (!) yok sen daha gericisin vs vs… Toplum olarak bu gibi uç noktalarda yaşayarak bölündüğümüzde başımıza nelerin geldiğini yakın tarihimizde gördük.

Aynı suda iki kere yıkanılmaz arkadaşlar. Kimin ne kadar ne olduğundan ziyade, iyilik, güzellik, insanlık gibi hasletlerde yarışmalıyız kendi içimizde. Dini ve milli değerlerimize çağdaş ve gelişmiş bir zihniyetle sahip çıkıp onları yaşayıp yaşatmalıyız. Bunları yapabilmek için de hepsinden elzem olan ortak bir anlaşma aracına yani ortak bir dile ihtiyaç vardır. Ne istediğini ve ne düşündüğünü anlatamayan ya da karşısındakini anlamayan kimseler anlaşamazlar.

Böylelikle iletişim sorunu çıkar ve bu sorun her geçen gün daha da artarak büyür ve kanayan bir yara halini alır. Yani bir ülkede birlikte yaşıyorsak hepimizin anladığı ya da anlayacağı ORTAK DİL olmadan olmaz iletişim. Bugün dünyada nereye giderseniz gidin, o gittiğiniz yerin ortak yazı dili ve resmi dili neyse onu öğrenmek ve konuşmak zorundasınız. Bugün Fransa’da çok fazla Arap-Türk-Kürt milleti var ve hepsi de çatır çatır Fransızca konuşuyor. İsterseniz konuşmayın hadi. Ben Kürdüm ben Türküm kendi dilimi konuşacağım; beni anlamak ve Türkçeyi-Kürtçeyi siz öğrenmek zorundasınız deyiverin de göreyim başınıza neler geliyor neler. Yani SEVE SEVE olmasa bile başka türlü yine öğrenip konuşacaksınız Fransızcayı. Bu sadece Fransa’da böyle değil ki, Türkiye’de de böyle dünyanın neresine giderseniz gidin orada da böyledir.

Devletlerin varlığını sağlayan en önemli unsurlardan birisi olan Ortak Dil kavramı, ait olduğunuz milletin dilini unutacağınız ya da unutmalısınız anlamına gelmez ki. Nerede yaşıyorsanız oranın ortak iletişim aracı olan dili kullanmak zorundasınız. Olay bu kadar basit ve somuttur aslında ama; bizim insanımız zorlayarak başka anlamlar çıkarmayı seviyor ne hikmetse! Genç Türkiye Cumhuriyetimizde, atamız Osmanlı İmparatorluğundan kalan bir kültürel çeşni ve zenginlik vardır. Osmanlıda da halkın konuştuğu dil farklı, devletin dili resmi dil farklı olmuştur zaman zaman. Günümüzde de devletimizin resmî ve kültürel dili TÜRKÇE’dir.

Buna Türküyle Kürtüyle hepimiz uymak zorundayız arkadaşlar. Bakış açımız bu olmalıdır. Amaç üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi ? diye sormalıyız kendimize. Bunu sormayan kişi ya da kişilerin art niyetli olduğunu düşünememek de acizlik olur ancak. O yüzden amacı bağcıyı dövmek olan kişi ya da gruplara karşı gerek devlet olarak gerekse toplum olarak da yeri ve zamanı gelince tepki verildiği zaman kimsenin savunacak bir durumu kalmaz. Devlet ve millet haklı olarak geleceğini tehdit eden unsurlara karşı tedbirini almak durumundadır.

 

Bizler de millet olarak bu tedbirlere destek vermeli ve elimizden geldiğince de riayet etmeliyiz. Bunun adı dil olur, toprak olur, din olur, bayrak olur… Bu kavramlar bir devletin ve milletin varlık sebebi olduğu gibi geleceğinin de teminatıdır.

 

Bu düsturla dilimize ve geleceğimize sahip çıkalım. Selam ve saygı ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.