HABER GÖNDER

İKİ CİHAN PADİŞAHI

İKİ CİHAN PADİŞAHI

Üstad Necib Fazıl’a sormuşlar 2.ci Abdülhamit ile Kanuni sultan Süleyman arasındaki fark nedir diye , Üstad ; Kanuni sultan Süleyman , kendi döneminde Everst’in tepesinde bir cüce , 2.ci Abdülhamit ise Lut gölünün dibinde Everest’in tepesine ulaşan bir dev.( Malumunuz , Dünyanın rakım olarak en yüksek yeri everst tepesi , lut gölü ise dünyada deniz seviyesinin en düşük olduğu yer dir. )
Kişiler kıyas yani karşılaştırma esasında , ancak bu kadar güzel  misallendirilerek anlatırılır.
Kanuni malumunuzdur ki Osmanlı imparatorluğunun en ihtişamlı zamanında imparatorluğa 46 yıl padişahlık yapmış bir idarecidir.Döneminde imparatorluk her alanda zirvedeydi.Dünya devletleri arasında tek söz sahibi , hatta teşbihte benzetmede hata olmassa  , günümüz Amerika’sı idi. Ama döneminde gittiği yerlere özgürlüğünü , halkın din dil örf adetine karışmayarak,  zamanında Guantenomo gibi kamplar kurarak zulum ve işkence ve terör devleti hiçbir zaman olmadı.
Her başarılı erkeğin ardında güçlü bir kadın vardır, sözünde olduğu gibi , her başarılı idarecininde arkasında da , o idarecinin yanlış ve hatalarını düzelten devlet adamları vardır.Kanuni döneminde onun ardında Sokullu Mehmet Paşa gibi , şeyhülislam Ebu suud efendiler gibi , Rüstem paşalar , sadrazam İbrahim paşa ( pargalı ) gibi derin görüşlü devlet adamları vardı ve yönetimle ilgili çoğu düşüncelerini Kanuni bu kişilerle istişare ederek hallederdi.
Sultan 2.ci Abdülhamit döneminde ise memleket o dönemin rüzgarında hürriyet ve meşrutiyet havası içerisinde , etrafını çeviren bilgisiz beceriksiz devlet adamları olmasına rağmen BATMAKTA OLAN BİR İMPARATORLUĞU 33 YIL AYAKTA TUTMUŞ bir devlet adamı bir yönetici idi.
Tahta oturduğu yılların başında Sadrazam Mithat paşanın işgüzarlığı ile Rusya’ya harb ilan edip tarihin feci akıbet diye yazdığı 93 Harbinin hezimeti ile rus kuvvetler İstanbul kapılarına kadar dayanıp Yeşilköy’e kadar ilerlemişken , Ruslarla ,  Ayastefenos ( Yeşilköy ) anlaşmasını imzalamıştır. Aleyhimize olan bu anlaşmayı zamanın batı devletlerinden , başta İngilizleri devreye sokarak Berlin anlaşması ile aleyhimize olan Ayastefenos anlaşmasının aleyhimize olan maddelerini asgariye indirtmiştir .İngilizlere de  bunun karşılığında KIBRIS’ı sadece üs olarak vermiştir.
Kendisine , batmakta olan bir imparatorluğu nasıl ayakta tuttunuz diye soranlara ; bir iş yapacağım zaman , zamanın büyük devletlerin elçilerini çağırıp yapacağım işleri onlara anlatır , onlardan görüş alırdım ve aldığım görüşlerin tam tersini yaparak memleketi yönetirdim diye cevab vermiştir.
Milletin hiçbir evrağına abdestsiz imza atmadım diyen bir padişah , dönemindeki devlet adamlarının çoğu mason olduğu , hatta onun döneminin Şeyhülislam olan Hayrullah Efendi ( Abdülhamit bu kişiyi Şerullah diye yadederdi ) bile masonluğu bilinirken ,böyle devlet adamları ile çalışarak üstün , zeki ve kararlı duruşu ile siyasi manevraları ile bunların memlekete vereceği zararları bertaraf etmiştir.
Tüm imparatorluğun borçlarının ödenmesi vadiyle kendisinden Filistinden bir çiftlik kadar toprak talebinde bulunan , Yahudi semitizm temsilcilerine , milletimin kanıyla alınan milletimin kanıyla verilir , orası benim değil milletimin toprağıdır diye bu heyeti huzurundan kovmuş , ama ne yazık ki , toprak talebinde bulunan huzurundan kovduğu bu heyet yıllar sonra padişah tahtan indirilirken tahtan indirilme tebliğini yine bu heyet içerisindeki bazı kişilerde bulunarak , Abdülhamid’in ; ne yazık ki bu milletin padişahının tahtan indirilmesine tebliğ edilecek heyete kimseyi bulamamışlarda yıllar önce huzurumdan kovduğum insanların bu heyet içerisinde olmasına içerlenmiştir.
Abdülhamid’in döneminin en belirgin özelliği ise şudur ; Türkiye cumhuriyetini kuran kadrolar onun kurduğu okullarda tahsil görüp mezun olmuş kişilerdir.Herşeyden önemlisi de bendeniz için budur.
Tahtından indirildiği 1909 senesinden sonra , koskoca bir imparatorluğu 10 yıl içerisinde darmadağınık edip parçalamışlardır.
Bu iki büyük padişahın arasındaki farkı dönemleri ile birlikte tahlil yapmaya çalıştık .Lakin şu unutulmamalıdır ki tarihi kişileri değerlendirirken , bulunmuş oldukları, yaşamış oldukları dönem göz önünde bulunduralarak değerlendirilmelidir. Tarih ise ; övgü veya sövgü kitabı değildir.tarih sadece ibret alınması gereken , geçmiş vakalar zinciridir.
Vesselam…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Yorum yapılmamış

  1. Sayin Hayrettin Hocam;
    Abdulhamitle Yaşamak gayesini perçinleyen yazinizdan
    ötürü tesekkur ederim.Elinize saglik.
    Yazi hayatinizda basarilar dilerim.
    Kaleminiz herdaim güçlü olur insallah.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE