MÜRŞİD ve HAKİKİ DİN ALİMİ

MÜRŞİD ve HAKİKİ DİN ALİMİ
25 Haziran 2014 Çarşamba - 1235 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

hozbayMürşid kelimesi, telafuzuna bakılırsa irşad etmek , dine davet etmek yada tebliğ edici manasına gelir.Kişiyi hem dünya hemde ahiret hayatı için , yol gösterici rehber ve bu rehbere verilen addır.

Eskilerde , Anadolu diyarı olsun hicaz mevahalisinde olsun , insanlar böyle bir mürşide ihtiyaç olduğunun kanaatini edinip , kendilerine mürşid ararlar ve bulduktan sonrada o kişiye bağlanır ve gönül diyarında  o kişiye talebe olup ondan istifade ederler idi.Buldukları bu rehberlerde, kendilerini bulan kişiyi hemen kabul etmezler bir süre imtihan ederek onların bağlılıklarını test ederek ondan sonra talebeliğe kabul ederlerdi.Yunus Emre ve Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerininin yaşamları böyle bir rehber edinmelerinin başlangıçları ve burada ismini zikredebileceğimiz bir çok Anadolu gönül erenin hayatı bunlara misal olabilir.

Mürşidin hem dünya rehberi hemde ahiret kılavuzu olması açısından önemini kastederek şuna dikkat edilir seçilen rehbere intisab ( bağlılık ) olduktan sonra tam teslimiyet içerisinde üstadının her öğütünü sorgulamadan ifa etmek gerektiği , bu tasavvuf yolunun olmassa olmazları arasındaydı.

Terbiye olunmak, mürşidin bulunmuş olduğu dergah da yada tekkede olup,gereken terbiye orada verilirdi.Bu dergahlardan yetişenlerin her biri toplumda her alanda her meslek sahasında vasıflı şahıs yetiştirerek , toplumun sosyal yönden eğitilmesi misyonunu uygulamaktaydılar.

Osmanlının son zamanlarında , her sahada olduğu gibi bu yöndende yozlaşma oluşmuş olup tekke ve zaviyelere atanan bilgisiz ve beceriksiz postnişler yüzünden , tekke ve zaviyeler asıl misyonlarını kayb edip , farklı yöne kaymışlardı.

Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra , son devrin büyük İslam alimlerinden , dört mezhepde mütehasıs bulunan , fatih medreseleri müderrislerinden Es-seyyid Abdülhakim Arvası Hazretlerinin bu konuda’ Onlar çok zamandır kendi kendilerini zaten kapatmışlardı ‘’ ifadesi bu tezi ziyadesiyle desteklemektedir. ‘’

Yozlaşmaya başladığı tarihten itibaren , tekkeler eğitimsiz cahil kişilerin eline geçip toplumdaki cehaleti arttırmış ve artık dinde olmayan bazı hurafe ve bidatlerin tasavvuf adı altında günlük ibadet hayatına girmesi söz konusu olmuştur.

Tasavvufun asıl gayesi , kişinin nefsini ıslah eylemesi ve şeri şerifi yaşamasına kolaylık imkan sağlamasıdır.Yoksa grub yada cenah üretmek ve işin başındakilere taraftar toplanılıp , bu gücüde her türlü dünyevi işlere kullanmak demek değildir.

Bir mürşidin mürşid olduğuna delili o kişinin Allah rasulunun yolundan gidip gitmediği ile kıyas edilerek anlaşılır.Yaşantısının kuran ve sünnet çizgisinde Ehli sünnet Alimlerinin yolunda olup olmadığına bakılarak , mürşid olduğuna hükmedilir.

İrşadını , değerli bir büyüğümüzün ifade ettiği gibi ; Büyük kişiler büyüklerden bahseder , küçük kişilerde kendilerinden bahseder darbı meseli gereği , hep büyüklerden , Ehli sünnet alimlerinin yaşantısından misallendirerek yapar.Kendi heva ve heveslerinden değilde , hakiki din alimlerinin kitablarından anlatır.

Ama bu zamanda taraftar bulan , bazı çizgiden çıkmış olan hizmet ehli olarak kendilerini addeden bazı grublar , ellerindeki bu imkanı kendi dünyalıkları için kendi heva ve hevesleri için bir ganimet sayarak , bu yanlışlarına da Allah ve Rasulu’nu de alet ederek hem dünyalarını hem de ahiretlerini heba eylemektedirler.

Din alimi siyaset ile meşgul olmaz .Eğer olmuş olsa idi , Mezhep imamımız İmam Azam Ebu Hanife Rahmetullahi aleyh , Halife Cafer Mansur’un Bağdat Kadılığını kabul ederdi.Ama din aliminin siyasetle işi olmaz kaidesi gereği o bu teklifi kabul eylemeyip , Halife Cafer Mansurun teklifini red ederek , zindana atılmış ve zindanda kendisine eziyet edilmiş , nihayetinde dar-ı bekaya irtihal eylemiştir.Halifenin ondan Bağdat kadısı olmasının aslı da onun ilminden istifade yada adaletinden değil , kendi siyasi gücüne güç katıp ,İmamı Azamı kadı tayin edip onu yanına çekmesinden kaynaklanmaktaydı.Bunu sezen mezhep imamımız Müslüman alimin siyaset ile meşgul olmayacağını ifade ederek bu teklifi red eylemiştir.

Cumhuriyet döneminde vuku bulan menemen hadisesinden sonra , bir çok alimin Anadolu’nun değişik ücra köşelerinden getirtilip , izmir’de kurulan İstiklal Mahkemesinde yargılanmaları hadisesinde, tarihin kayıt altına almış olduğu bir misalde yozlaşan bu durumu ifade noktasında , hakiki İslam aliminin vermiş olduğu bir cevab ile bu durumu izah edeceğiz inşallah

Bir çok alim gibi o devrin büyük alimlerinden yukarıda ifade etmiş bulunduğumuz seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nide İzmire götürerek İstiklal mahkemesinin huzuruna çıkartılır.Mahkeme başkanı kel Ali namıyla maruf bulunan Ali Çetinkaya  bu mübareğe ilk olarak şu soruyu sorar ;  Sizi için şeyhlik yapıyor diyorlar siz şeyhlik mi yapıyorsunuz diye sorduğunda , Abdülhakim Arvasi hazretleri vermiş olduğu tarihi cevabda ; Şeyhlikten kastettiğiniz eğer bugün ki  ŞEYLER  ise onlara tenezzülüm yoktur.Yok eğer kast ettiğiniz  İmamı Gazali , Seyyid Abdülkadir Geylani , İmam Rabbani ve İmamı Kastalani ise ayaklarının tozuolamam.İşte cevabın bir İslam alimine yakışacak türü .İçerisinde hem tevazu hemde dikduruşu sergileyen bir cevab .

Hakiki İslam alimini hakiki mürşid bulmanın çok zor olmadığı , eski alimlerinin kitablarında yazan ve bu tabire uyan birine intisab edilmesi gerektiğini ,böyle bir kimseyi bulamayanın ise Ehli sünnet alimlerinin yazmış olduğu eserleri okumaları ve öğrenmeleri gerektiği din büyükleri tarafından herkese nasihat edilmiştir.

Başka yollar başka yöntemler aramak doğrusu kişinin kendisini ziyan etmesi manasına gelecektir.Zira yarın mahkeme-i kübra’da, yarabbi ; ben bilmiyordum deme gibi bir lüx sahibi olmayacağız.Çünkü nasıl ki bir giyecek , bir yiyecek alacaksak en iyisini en kalitelisini arayıp araştırıp öyle alıyoruz ,ebedi bir hayatı şekillendirecek , bir rehber içinde , dünya hayatındaki göstermiş olduğumuz hassasiyetimizden daha hassas olmak zorundayız.Zira bilmeliyiz ki , şeytanın bile bizi kuran ile aldattığı bu zamanda çok dikkatli olmalıyız. VESSELAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.