ÜMMETİN MUSA’LARI ;

ÜMMETİN MUSA’LARI ;
09 Aralık 2014 Salı - 1147 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Hakk’ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olma gayretiniz yoksa siz de hukukun katillerindensiniz.İman sahibi olan herkesin haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkması iman borcudur. Haklı olmak, başkalarına haksızlık etme hakkı verseydi, dünyada Firavun olmayan kimse kalmazdı.

Akraba ve hısım uğruna, ekonomik seviye hatırına, makam, rütbe ve unvan hesabına adaletten, hak’tan ve hukuk’tan feragat  edip ayrılmak, Firavunluktan yana olmaktır. İşte görüldüğü gibi iman ettiğimiz Kur’ân bunu yasaklıyor. Kur’ân’ın yasakladığı şey, Firavunlar karşısında tarafsızlıktır. Firavunların katliamlarına, idamlarına, mazlumları ve mahrumları toplu halde imha fermanlarına karşı sessiz, tepkisiz, tarafsız  kalma halidir. Kur’ân böyle bir şeyi kabul etmiyor, aksine Kur’ân “Adaleti ayakta tutun” diyor

Firavunlarla mücadele etmek, ehl-i iman için namustur. Firavunlar karşısında terk-i mücadele eyleyenlerin namusu olmaz. Tâif’te taşlanmak, Mekke’de tam üç sene boykota maruz kalmak, Medine’de aç kalmak, Uhud’da dava uğruna yaralanmak ama, 23 senelik risâlette 27 sefere çıkmak bir sünnet-i rasuldür! Peygamber (sav)’i sevmek dinin bir parçasıdır. Masum olan tek insan Peygamber’dir. Ondan başka masum ya da mahfuz bilmek imanı zedeler. “Ortada masum bir cemaat, masum bir rehber var” iddiasını seslendirenler, bu dünyada ilacı bulunmayan gevezelik hastalığına yakalanmış olanlardır.

Gözlerimizde gözyaşı değil, insan düşüyor. Bu ülkede insan düştükten sonra düşünüyor. Darbelere direnen adam, milyonların vicdanında dirilen adamdır.  Zulme karşı çıkmak, zalime boyun eğmemek delilik değil, bilgeliktir… Haklarıyla birlikte şereflerini de kaybedenler, zalimlerin önünde eğilenlerdir. Zulmü ve zalimi insanlara duyurmak, zulme ve zalimlere engel olmanın ilk adımıdır. Bu aynı zamanda şerefli kalmanın da yoludur. Zulme karşı sessiz kalıp zalimlerle birlikte yol alanlar, şereflerini kaybedenlerdir. Firavunların zulümleri, cinayetleri karşısında tarafsız kalmak, mazlumların katillerinden olmaktır. Şunu bilelim ki; zalimlere karşı çıkmak imanın gereğidir. Zalimlerin zulmünü bilerek ve inanarak sahiplenip savunanların imanları gayr-i sahihtir.

Hayat meydanında mazlumu yalnız bırakmayan, mazlumun sesini artıran, sözüne kıymet katan, zalimler karşısında tarafsız kalma namussuzluğundan kurtulandır. İnsanlık âlemi için ortaya çıkarılmış “Hayırlı Ümmet”ten olma hakkını kaybedenler, zulme karşı organize olmayan, zalimin karşısında dik duramayan, haksızlık karşısında suskun kalan akide yetimleridir. Mazlumu bırakıp zalimin tarafını tutmak; hayırlılardan olmak değil, şerlilerden yani namussuzlardan olmaktır.Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında sessiz kalıyorsanız, zalimin tarafını seçmişsiniz demektir.

Her devrin Firavunlarına karşı hepimiz Musa ve Harun olacağız. Yaşadıkları devrin Firavunlarına karşı sessiz, tepkisiz kalarak Musa, Harun olmayanlar, kendi çağlarının Haman ve Karun’u olanlardır.Şunu bilelim ki;vefa giderse cefa gelir, iyilik sönerse kötülük sökün eder. Helal biterse haram bilenir; merhamet azalırsa zorbalık azar. Zalimin zulmünü bildiği halde zalimden ayrılmayıp kendisiyle beraber yol yürüyenler, kendisiyle beraber iş görenler,  “Hayırlı Ümmet”ten olma hakkını kaybedenlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.