Atasını tanımayan, kim olduğunu ve ne olacağını bilemez

Atasını tanımayan, kim olduğunu ve ne olacağını bilemez
20 Haziran 2013 Perşembe - 2607 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Çok zamanlar sonra…
Bir nesil vardı diyecekler…
Cem Adrian’ı dinleyerek büyüyen bir nesil!
Onlar hiç büyümek istemeyecekler…

Merhaba sevgili hemşerilerim! Şimdi bu şiir de nereden çıktı neyin nesi diyenleriniz vardır eminim. Ben de facebookta bir arkadaşımdan gelen böyle bir paylaşımı okuyunca üzülüp öyle düşünmüştüm zaten. Sonra bu dörtlüğün altında yazan ÇOK ŞÜKÜR Kİ DİNLEYEREK BÜYÜYENLERDENİZ… gafını okuyunca daha da bir şaşırdım.  Gaf diyorum çünkü bana göre gerçekten gaf. Çok şükür ki de ne demek ya Allah aşkına arkadaş. Ben de dayanamayıp KEŞKE BİRAZ DA NEŞET ERTAŞ DİNLEYEBİLSEYDİNİZ BÜYÜRKEN diye kendi düşüncemi yazdım.

Kimsenin müzik zevkine ya da hayat felsefesine müdahale etmek gibi bir düşüncemiz yok olamaz da zaten; fakat insan biraz da geçmişini atalarını da bilmeli diye düşünüyorum. Bu sana alemde öyle garip paylaşımlar var ki hayret ediyorum bazen. Millet kendi atalarını bırakıp gidip yabancı kültürden kişilerin sözlerini paylaşıyorlar. Bu konu çok hassas bir konu bence. Kendi özümüzü yanlış tanıyanlara ya da hiç tanımayanlara bu iletişim harikası ortamlarda doğruları anlatmak gibi bir düstur edinmeliyiz kendimize.

Çok güzel atasözlerimiz vardır bizim. Atasını bilmeyen it peşinde gezer! Ondan sonra da AT İZİ İLE İT İZİ BİRBİRİNE KARIŞIR… Atasını tanımayan; Cengiz Han’a küfür eder; Timur, Türkleri katletti der; Hun Türkleri için onlar Türk değildir der. Atasını tanımayan; Fatih’in annesini Rum zanneder; Başbuğ Atatürk’e de Mason, İngiliz Ajanı, Yahudi der. Atasını tanımayan; Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan’ı ve diğer Türk ülkelerinin Türk olduğunu bilmez. Orada yaşayanlar için Azeri, Kırgız, Özbek, Kazak der. Atasını tanımayan; Dinlere küfür ederek kendinin Türkçü olduğunu zanneder. Atasını tanımayan; Türklükle ile faşizmi karıştırır. Atasını tanımayan; Atilla’nın Türk olup olmadığını tartışır. Atasını tanımayan; Türkçülüğü bir partiye sıkıştırır. Atasını tanımayan; Müslüman olmayan Türkleri Türk saymaz. Atasını tanımayan; Türklerin soyunun bozulduğu söyler. Atasını tanımayan; Atatürk’ün Türk ırkçısı olduğunu ileri sürerek; onun bir kültür milliyetçisi olduğu gerçeğini göz ardı eder. Atasını tanımayan; tarih boyunca sadece on altı devlet kurduğumuzu zanneder; Örümcek Adamlara ve Rambo’lara inanırken; Kürşad’ın kırk atlısıyla Çin sarayını bastığına inanmaz. Osmanlı gibi yüzlerce yıl dünyaya hakim olan bir İmparatorluğu tanımaz. Atasını tanımayan; kendi kişisel ve kısa vadeli çıkarlarını Türklüğünden üstün tutarak; ona uygun bir şekilde yaşamaz maalesef.

Zaman zaman her ortamda ve her defasında dediğimiz gibi; tarihi olayları değerlendirirken, olayların yaşandığı dönemi ve şartlarını göz önünde bulundurmak gerekir. Dünyada katliam yapan milletler bile kendi atalarının zamana göre doğru yaptıklarını savunurken; bir biz varız galiba hala atalarını kötüleyen. Oysa geçenlerde (25.05.2013) Gülhanla Galaksi Rehberi adlı bir TV programı izlerken;  Mauritius diye yazılan Marişis diye okunan bir memleketin tanıtımına ve gezisine denk geldim. Orada Cuma Mescit diye bir bölgeden bahsedince şaşırdım ve birden pür dikkat kesildim.Bölgenin %52’si Hindu, %27’si Hristiyan, %18’’i de Müslüman’mış. Oradaki Müslümanlar
Osmanlı’yı o kadar çok seviyorlar ki bizim rehber Gülhan şaşırıyor ve bir o kadar da seviniyor bu duruma. Osmanlının kendilerine ne kadar yardım ettiğini, yalnız bırakmadığını anlatarak hala İmparatorluğa olan saygı ve hayranlıklarını dile getiriyorlar. Oradaki cami gibi bazı kutsal mekanların yüksek duvarlarında AY ve YILDIZın olması dikkatimi çekmişken, rehber Gülhan da o duruma dikkat çekerek nedenini sordu. Oradaki Müslümanlar; İslâmiyet’i TÜRKLÜK olarak algılamışlar ve tanımışlardı; çünkü onlara yardım eden ve İslamiyet’i iyi tanıtan Türklerdi. O yüzden 1912-1922 yılları arasında Osmanlı’ya yardım etmek amacıyla evlerini, arsalarını satarak Halifeye ve Türklere yardım göndermişler. Gülhan şaşkınlığını gizleyemezken, adamlar bir de çerçeveleterek evlerine astıkları bu yardımların belgelerini makbuzlarını çıkarıp gösterince evde TV başında benim tüylerim diken diken oldu yemin ederim. Böyle bir bağlılık böyle bir saygı ve sevgi yıllar sonra da olsa devam ederken; bizler de hala Osmanlının hatalarını, eksikliklerini bilmem nelerini dökelim meydanlara. Atalarımıza küfretmeye devam edelim oldu mu!!! Sanki şimdi her yaptığımız tartışılmaz bir şekilde doğru da !!!

Selam ve saygı ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.