HABER GÖNDER

  • DOLAR
    8,0836
    %0,16
  • EURO
    9,7279
    %0,47
  • ALTIN
    451,26
    %0,15
  • BIST
    1.409
    %2,24
Bozdağ’dan “Yeni Türkiye, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi" Konferansı

Bozdağ’dan “Yeni Türkiye, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi" Konferansı

Eski Adalet Bakanı Bozdağ: “Bizim bu anayasa korkak bir anayasadır. ‘İstiklal marşı korkma, sönmez’ diye başlıyor ama ‘Korkarım, sönerim, beni yok ederler mahvederler ’ esasından bu felsefe üzerine bina edilmiş. Herkesten bu anayasa korkuyor.”

18052015bozdagEski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Bizim bu anayasa korkak bir anayasadır. ‘İstiklal marşı korkma, sönmez’ diye başlıyor ama ‘Korkarım, sönerim, beni yok ederler mahvederler ’ esasından bu felsefe üzerine bina edilmiş. Herkesten bu anayasa korkuyor” dedi.
Bozdağ, Memur Sen Yerköy İlçe Temsilciliği tarafından Yerköy belediye düğün salonu’nda düzenlenen “Yeni Türkiye, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi” konulu konferansta, ülkede yeni anayasa, yeni Türkiye ve başkanlık sistemi kavramlarının yerli yerine oturmadığını söyledi.
Yeni anayasa ve başkanlık konusunda söylenecek çok söz olduğunu ifade eden Bozdağ, “ Bugün Türkiye’de de her kes bu konuda kendi açısından değerlendirme yapıyor,            onları paylaşıyor. Türkiye’nin şuanda yürürlükte olan anayasası, darbenin ürünü bir anayasa ondan önceki 61 anayasamız oda darbenin ürünü bir anayasa. Ondan önceki 24 anayasamız ve ondan önceki 1921 tarihli anayasamız ise olağan üstü şartların anayasası esasında Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulmasından sonra yapılmış bütün anayasaların hepsi olağan üstü şartlarda yapılmıştır. Bir kısmı savaş yılları, bir kısmı savaşın yeni bittiği yoklukların, kıtlıkların, çaresizliklerin zirve yaptığı dönemde yapılmış. Son iki anayasamızda darbelerin arkasından, darbecilerin talimatıyla, darbe profesörlerine yaptırılmış ana yasalardır” dedi.
1982 Anayasasının şehren bir toplumsal sözleşme olmasına rağmen, sözleşme niteliğini taşımadığını savunan Bozdağ, “Bizim 82 anayasası, şehren bir toplumsal sözleşme olsada esas itibariyle toplumsal sözleşme niteliğini kesinlikle taşımamaktadır. Anayasa profesörlerinin buna danışmanlık yapması gerçeği değiştirmez, halkın yüzde 92 oya kabulü, oda bu gerçeği değiştirmez. Bu anayasa toplumsal sözleşme değil bir darbe sözleşmesidir. O yüzden Türkiye’nin toplumsal sözleşme niteliği taşıyan bir anayasaya ihtiyacı var. Mevcut anayasanın her bir maddesini incelediğinizde bu anayasaya sinmiş bazı özellikler var. Bir defa bu anayasa bir ideoloji üzerine bina edilmiş. İdeolojik bir anayasa kendi dışındaki bütün fikirleri ret eden onlara kapıları kapayan sadece kendi gibi düşünenlere kapıları açan bir anayasa. Müthiş bir ideolojisi var bu anayasanın, halbuki anayasalar ideolojik olmaz, bir felsefesi elbette olur, ama ideoloji olmaz. Çünkü toplumla devlet arasındaki ilişkiyi düzenliyor, insanların hak ve hürriyetlerini devlet organlarına karşı koruyor, devleti millete karşı sınırlıyor. Milleti devlete karşı değil. Orada böyle bir esas felsefe bütün anayasalarda var ama bizim bu anayasada bir ideoloji var, ideoloji üzerine bina edilmiş. Bir defa her bir noktasında virgülünde bu ideolojiyi görüyoruz. İdeoloji olunca, anayasanın bütün felsefesi de bu ideolojiyi koruma, kollama üzerine kuruluyor.  O yüzde dikkat edin bizim bu anayasa korkak bir anayasadır. ‘İstiklal marşı korkma, sönmez’ diye başlıyor ama ‘Korkarım, sönerim, beni yok ederler mahvederler ’ esasından bu felsefe üzerine bina edilmiş. Herkesten bu anayasa korkuyor. Yasamadan korkuyor, yürütmeden korkuyor, yargıdan korkuyor, dahası milletten korkuyor. Herkesi bir potansiyel tehlike ve tehdit olarak algılıyor  dolayısıyla bu tehlike ve tehdide karşıda kendisini müdafaa edeceği mekanizmalar kurmuş. Çok ilginçtir, bu anayasanın en önemli özelliklerinden birisidir. Kimseye güvenmiyor. Milletine güvenmiyor ayrıca, yasamasına, yürütmesine, yargısına hiç kimseye güvenmiyor, kendide dahi doğru dürüst güvenmeyen bir anayasa.”
Başkanlık sisteminin Türkiye’de bilinmeyen bir sistem olduğunu söyleyen Bozdağ, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Başkanlık sistemi, Türkiye’de bilinmeyen bir sistem. Anayasa hukuku prefosörleride bu sistemi bilmiyor. Siyaset bilimcileri de bilmiyor. Öyle siz televizyonlara çıkıp, mangalde kül bırakmayan adamlar varya emin olun onların hiç biriside bilmiyor. Okullarda, şurada burada konuşanlar, kahvede burada konuşanlar onlarda bilmiyor. Herkesin bilgisi ne biliyor musunuz, televizyondan birinden duyduğu kadar, bir gazetenin köşe yazarının yazdığı kadar, bir siyasetçinin söylediği kadar, bilinmiyor tartışmaya açıyoruz biz bunu Türkiye’de siyaset bunu tartışmak istemiyor. Bilim dünyası tartışmak istemiyor. Şimdi sayın Kılıçtaroğlu’na soruyorlar ne diyorsunuz diye hemen onun başkanlık sistemine karşı düşüncesi şu; ‘Biz tek adamlığa karşıyız, diktatörlüğe karşıyız’ başkanlık demek tek adamlık, diktatörlük demek kafaya onu yerleştiriyor. Millete buna karşıya, o karışıklıktan başkanlık sisteminin kötülüğünü anlatmak istiyor. Başka bir şeye girmiyor. Sanki başkanlık sistemi bu. Şimdi sayın Bahçeli’ye soruluyor ‘Biz Türkiye’nin bölünmesine karşıyız, Eyalet sistemi gelecek, idareye yapısı, Türkiye param parça olacak, Türkiye bölünecek’ oda oradan karşı geliyor oda tartışmak istemiyor, başkanlık sistemine o cenahtan da ‘işte başkanlık sistemi gelirse eyalet idari yapısı oluşacak Türkiye parça parça olacak o yüzden biz bu işe karşıyız’. Tartışmak istemiyorlar, görüşlerini de başkanlık sistemine iftira ederek işin doğrusu milletin buna yaklaşmasını istemiyorlar.”
Konferansa, Yerköy Kaymakamı Nevzat Şengök, Yerköy Cumhuriyet Savcısı Semih Şimşir, Belediye Başkanı Mehmet Ağaoğlu, ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Ucuz Davetiye - Davetiye Modelleri
reklam
NÖBETCİ ECZANE