Kişilik

Kişilik
08 Mayıs 2011 Pazar - 1758 kez okunmuş
Facebook 0 Twitter 0

Kişilik insanı diğer bireylerden farklı kılan, bireyin kendisi ve çevresindekilere bakış açısı, ilişki düzeyi, algısı ve tepkisini kapsayan bedensel ve ruhsal özelliklerin tamamıdır.”

 

2011 yılı Mart ayının son günlerine yaklaştığımız bir zamanda Google’a yazdığınızda 0,08 saniyede 19.100.000 sonucun bulunduğu bir kelimenin tanımını yazarak sizlerin değerli zamanını boş yere alacak ve çok şey biliyorum tadında konuya girecek  değilim…Çünkü Sagopa’nın dediği gibi;

“Çok bildimlik yaparsan,çok düşmüşlük yaşarsın,

Yok derdimlik yaparsan,dert görünce saparsın…”

 

Eskilerin deyimiyle malumu ilam etmenin (bilinen bir şeyi tekrarlamanın) de gereği yok…Burada kişilik kavramıyla ilgili iki konuya değinmekte fayda var…Birincisi “ Bireyde Kişilik Gelişimi ” diğeri de “ Bireyin Kişilik Algısı ”…

 

Kişilik Gelişimi bireyin doğuştan getirdiği özelliklerini, yaratılışını ve en nihayetinde fıtratını doğal bir ortam da ve süreçte ortaya çıkarma serüveni… Bir kendini gerçekleştirme yolculuğu… Bu yolculukta bireyin hem Allah tarafından belirlenen ana çizgiden, yoldan sapmaması hem de kendi fıtratının dışına çıkmaması lazım ki “ Kişilik Bozuklukları ”yla karşılaşmayalım…

 

Bireyin ana çizgiden  (Sırat-ı Müstakim) sapmaması insanı insan yapan değerlerin, insanı kurtuluşa götüren ahlaki davranışların verilmesiyle mümkün… İnsanın kişilik gelişiminde yaratılışına, fıtratına dışarıdan fazla müdahale edilmemesi de meselenin bir başka boyutu…Çünkü fazla müdahale edilirse ortaya bu sefer “ Sahte Kişilikler ” çıkabiliyor…Konuyla ilgili Nesil yayınlarından çıkan “Çocukluk Sırrı” adlı kitabın yazarı Pedagog Adem Güneş’in Zaman Gazetesinde çıkan haberde dediği gibi bazen ebeveynlerin yanlış tutumlarından.çocuğun ruhundaki yaratılış sırrına müdahaleden dolayı maalesef sahte kişilikli çocuklar yetiştirilebiliniyor…

 

“ Sahte Kişilikli ” çocukları yetiştirmemek içinde “çocukların vicdanına hitap etmeli, duygularıyla istenileni anlaması sağlanmalı…Ne ise o olmasına izin verilmeli çocuk her haliyle kabul edildiğini bilmeli,çocuğun benliğini inşa etmek yerine ebeveynler rehber(örnek) olmalı,diğer çocuklarla evlatlarını kıyaslamamalı…”

 

Tam da bir pedagoga yakışır tavsiyeler… Adem Beyin ağzına sağlık…

 

Kişiliği geliştirme yolunda yapılan bu çabaları destekler mahiyette “ Bireyin Kişilik Algısı ” na yönelik rehberlik yapılmalı, çocuğa kişiliğin bireyi birey yapan – onun değerini arttıran- bir özellik olduğu sürekli anlatılmalıdır… Kişiliği olmadan kendisinin hiçbir şey olduğu düşüncesini yerleştirebilmek için (İnception filmindeki fikir aşılama gibi) şu hikâye eğitimin her seviyesinde kullanılmalıdır…

 

YIL 1982…

 

Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda ikinci sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını beklemektedirler. Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken, sert görünümlü hoca kapıda belirir. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçer.

 

Tebeşirle tahtaya kocaman bir “ 1 ” rakamı yazar. “Bakın!” der, “ Bu kişiliktir, hayatta sahip olabileceğiniz en kıymetli şey!

Sonra “1”in yanına bir sıfır (0) yazar; “ Bu başarıdır, başarılı bir kişilik 1’i, 10 yapar.

Bir sıfır (0) daha yazar; “ Bu tecrübedir, 10 iken 100 olursunuz.

Bir sıfır (0) daha; “ Bu yetenektir, 100 iken 1.000 olursunuz.

Bir sıfır (0) daha; “ Bu disiplindir, 1.000 iken 10.000 olursunuz.

 

Bir sıfır (0) daha; “ Bu sevgidir, 10.000 iken 100.000 olursunuz. ” der ve sıfırlar bu şekilde birbirini takip eder. Tahtanın nerdeyse tamamı hocanın en başta büyük şekilde yazdığı “1” rakamının sağ yanından aşağılara kadar taşan sıfır rakamıyla dolar ve her bir sıfıra bir mana yüklenmiş olarak…

 

“1” rakamının KİŞİLİK olduğunu en başta belirten hoca, diğer sıfır rakamlarıyla KİŞİLİĞİN her seferinde 10 kat zenginleştiğini işaret etmektedir. Tahtayı zengin bir Kişilik ile dolduran hoca tahtaya ilk yazdığı rakam olan ve kişilik olarak adlandırdığı “1” rakamını siler ve şunu söyler;

 

 

KİŞİLİĞİNİZ YOKSA, ÖBÜRLERİ BİR HİÇTİR!

 

Böylece sınıf denileni anlamış ve sessizliğe gömülmüştür…”

 

Üniversitelerde yaşandığı söylenen birçok olay artık anonim bir hal almıştır…Yani her üniversitede gerçekleştiği söylenen buna benzer birçok olay olabilir… Hikayelerde asıl olan ders kısmıdır derler ya…İsterse böyle bir olay Gazi Üniversitesinde hiç gerçekleşmemiş olsun hisse basittir :

 

Kişilik yoksa insanda yoktur. Kişiliği olmayanın diğer özellikleri bir değer ifade etmez.”

 

Son bir husus daha…

 

Kişilik Gelişiminde “ Değerler Eğitimi ” çok önemli ve sadece ebeveynlere – öğretmenlere bırakılmayacak kadar geniş bir konu… Eğer kişilikli bir neslin yetişmesini istiyorsak hem resmi hem sivil toplum olarak işe el atmalıyız…

 

Bu bağlamda her ay bir değer verilmesi üzerine proje yürüten İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünü ve bu projeye materyal hazırlayan “ İgeder Materyal Ekibini ” saygıyla selamlıyor gözlerinden öpüyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki tariflerin izinsiz kopyalanması yasaktır.